Suudi sermayeli El Arabiya televizyonunun haberine göre, Suudi Arabistan kuzeyindeki Irak sınırına 30 bin asker gönderdi.
Irak, terör örgütü IŞİD'le mücadele etmek için Suudi Arabistan sınırında bulunan askerlerini iç bölgelere çekmişti.
Irak'ın askerlerini sınır bölgesinden çekmesinin ardından bölgede
boşluk yaşanacağını düşünen Suudi Arabistan 30 bin asker gönderdi.
OBAMA'DAN KRAL'A TELEFON
ABD Başkanı Barack Obama ise, Irak'taki iç karışıklık nedeniyle Suudi
Arabistan Kralı Abdullah'la bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
Görüşmede, Irak'ta her kesimi kapsayarak bir hükümetin kurulmasının önemine işaret edildi.
Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, Obama-Kral Abdullah görüşmesinde
terör örgütü Irak Şam İslam Devleti IŞİD tehdidinin de ele alındığı
belirtildi.
http://www.trthaber.com/haber/dunya/kraldan-irak-sinirina-30-bin-asker-134370.html
Panorama haber sitesi "Obama'nın siyaseti, her işe karışmaktır" başlıklı haberinde Başkan Obama'nın görevinin Amerika'yı savaş ve çatışmalardan uzak tutmak olduğunu ancak Obama'nın uyguladığı siyasetle bunu gerçekleştiremediğini yazdı.
Panorama: "Obama şu anda beş ülkede ölümcül adımlar atmakta, Amerikan ordusu üç ayrı bölgede savaşmaya devam ediyor ve aynı zamanda Arap ülkelerindeki şehir savaşlarında da direkt olarak varlığını sürdürüyor" dedi.
Ordunun ne zamana kadar bu mücadeleleri sürdüreceğinin belli olmadığını ve durumun daha da kötüleşme ihtimalinin de bulunduğunu belirten gazete: "Amerika Yemen savaşında Arabistan'a lojistik ve istihbarat desteği vermekle ve savaş gemilerini Yemen'e göndermekle savaşın içinde yer aldığını gösterdi. Obama attığı bu adımlarla zaten kriz içinde olduğu bu süreçte İran'la da bir gerginlik yaşayabilir. Oysa birçok ortadoğu uzmanı Obama'yı bu konuda uyarmıştı" ifadelerini kullandı.

TR.JAMNEWS
Yemen'de koalisyonun hava saldırısı devam ederken, karada süren çatışmalar ve savaş gemilerinden açılan ateşler de şiddet kazandı.
Reuters haber ajansı, dün yaşanan çatışmaların son haftalardaki en şiddetli çatışmalar olduğu bilgisini verdi.
Sadece dün, altı hava saldırısı düzenlendi ve Sana'daki Cumhurbaşkanlığı sarayı ve askeri noktalar hedef alındı.
Husilerin kontrolündeki Aden körfezinde ise bölgeye gelen yabancı savaş gemileri bölgeyi bombardıman altında tutuyor.

Bu arada İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Emir Abdullahiyan: "Arabistan savaş uçaklarının bölgeye tıbbi malzeme ve gıda yardımının ulaştırılmasına engel oluşu karşılıksız kalmayacak" dedi.
Abdullahiyan, İran'ın Yemen'e insani yardım ulaştırılmasında ve yaralıların nakledilmesi hususunda elindeki tüm seçenekleri kullanacağını açıkladı.

TR.JAMNEWS
Newyork Times Gazetesi, "George Bush, İran'a Ambargoların Kaldırılması Aleyhine Deliller Sundu" başlığıyla verdiği haberde bazı açıklamalarına yer verdi.
Haberde Amerika eski başkanı George Bush'un Cumartesi günü yüzlerce Yahudi mali sponsorlarla yaptığı görüşmede " ABD, verdiği vaatlere sonuna kadar sadık kalacağını göstermelidir" ifadelerini kullandığını bildirdi.
Newyork Times: "George W. Bush, Cumhuriyetçi Yahudi lobisinin gayri resmi olarak düzenlediği oturumda 700 kişiye hitaben yaptığı konuşmada Obama'yı bu konuda eleştirmediğini söyledi. Ancak konuşmasının içeriğinde telaffuz ettiği sözlerle üstü kapalı da olsa Obama'nın siyasetini eleştirmekten kaçınmadı."
Obama'nın İran'la nükleer program üzerinde antlaşmasını da eleştiren Bush, "İran'a karşı uygulanan ve şu ana kadar etkili olan, aynı zamanda İran'ın bu konuda antlaşmaya yanaştığı bir durumda ambargoların kaldırılması akıllı bir hareket midir?" dedi.
Ambargonun kaldırılmasına kesinlikle karşı olduğunu belirten Bush, eğer ambargolar kaldırılırsa Amerika'nın elindeki en büyük kozun da kaybedileceğini söyledi.
TR.JAMNEWS
Dün Amerika'nın Maryland eyaletinin en büyük şehri Baltimore'da, öldürülen zenci genç için toplanan kalabalıkla polis arasında gerginlik yaşandı.
Yaşanan gerginliğin artması üzerine bölgeye milli muhafız takviyesi yapıldı.

Reuters'ın haberine göre: "Dün, polisin tutuklama esnasında yaralanan ve sonrasında hayatını kaybeden 25 yaşındaki Freddie Gray'in cenazesinin kaldırılmasının ardından halkın öfkesi arttı. Göstericilerin polise taş atması, yollarda ateş yakmaları ve etraftaki mağazaları yağmalamaları nedeniyle en az 7 polis yaralandı."
Polisle göstericiler arasında yaşanan gerginliğin artması üzerine yüzlerce milli muhafız bölgeye geldi. Biber gazı ve göz yaşartıcı gaz kullanan polis göstericileri zorlukla dağıtabildi.
Maryland eyalet valisi Larry Hogan, şiddetin artması üzerine müdahale için orduya bağlı milli muhafızları devreye soktuğunu söyledi: "Bu kararı öylesine almadım. Asayişi sağlamak için Milli Muhafızlar başvurulabilecek son adrestir. Bakın, insanlar protesto etme ve kızgınlarını ifade etme hakkına sahiptir. Fakat Baltimore şehri sakinleri toplum içinde güvenlik ve huzuru da hakediyor."
TR.JAMNEWS
Vahabi televizyon kanalı ''Kelime'' Suudi Arabistan'ın Yemen'e başlatmış olduğu ''Kararlılık Operasyonu''nun amblem ve logosunu operasyon boyunca kendi televizyon amblem ve logosuyla değiştirmişti. Şimdiyse Müslüman ve Gayri Müslim alimlerin Yemenlilerin katledilmesinde icma ettiklerini iddia etti.
Vahabi televizyon kanalı ''Kelime''nin spikeri; Eğer Husileri Müslüman
olarak kabul edecek olursak, Kur'an'ı Kerimde ne kadar had uygulama ve
ceza ayeti varsa onlara uygulansa yeridir! Yemenlilerin öldürülmesi
hakkında icma ve görüş birliği var dedi. İlginç olansa Vahabi spiker'in
Birleşmiş Milletleri'de icmaya dahil etmesi oldu.
Vahabi müftüler ellerinde hiçbir delil ve kanıt bulunmamasına rağmen, Şii Husileri dinden çıkmış ve mürtet olarak görmekteler!
Bazı Vahabi müftülerin Yemenli Şii Husiler hakkındaki beyanatları:
Abdulaziz Ali Şeyh: Husiler dinin ve emniyetin düşmanıdır!
Abdurrahman Es-Sudeys: Mescidu'l-Haram'daki cemaat ve Cuma namazlarını
kıldıran şahıs; Yemen savaşı Tarih sayfalarına altın harflerle
yazılacak!
Muhammed Arifi: Suudi rejimin Yemen saldırısını doğrudan destekleyerek
bizzat savaş meydanına gitmiş ve halkı Şii Husilere karşı kışkırtmıştı!
TR.JAMNEWS
Veteriner Fakültesi Doğum ve Jinekoloji Ana Bilim Dalı Başkanı
Prof.Dr. Ragıp Kılıçarslan, fakültenin Avrupa Birliği Eğitim
Akteditasyonu için yaptıkları başvuru ardından 5-6 yıl önce gelen
heyetin bazı eksiklikler tespit ettiğini ve bunların mutlaka yerine
getirmeleri gerektiğini ilettiğini söyledi. Prof.Dr. Kılıçarslan, şöyle
dedi:
"Bize, Avrupa Birliği ülkelerinde verilen eğitimlerde uygulamalarında domuzların da olduğunu, bizim de bunu yapmamız gerektiği söylendi. Biz de bunları teorik ders müfredatlarına koyduk. Ancak, uygulamaları da yapabilmek üzere 5 dişi, 1 erkek domuzu 1-2 ay önce fakültemize kazandırdık. Eğitim birliği amacıyla fakültemizde de domuzların da yer almasını, Avrupa Veteriner Eğitimi Kurumları Birliği (The European Association of Establishments for Veterinary Education) istiyor. Burada verilen eğitimin AB ülkelerindeki veteriner fakültelerinde verilecek eğitimin teorik ve uygulamalarının uyumlu olması ile ilgili uzun bir hazırlık dönemi geçirdik. Önümüzdeki Ekim ayında ziyaretimize gelip; uygulamalarımızı, eğitim sistemimizi tekrar inceleyecekler. Buna uyumlu olduğumuzu kendilerine kanıtlamış olacağız. Bunun amacı; veteriner fakültesi öğrencilerine verilen eğitimin AB ile uyumlu seviyede ve kalitenin artmış olması. İnşallah bu olduğu zaman hepimiz çok mutlu olacağız."
İSRAİL İÇİN ’DOMUZ KOŞULU’ ARANMIYOR
Avrupa Veteriner Eğitimi Kurumları Birliği’nin veteriner fakültelerindeki eğitim sistemine akreditasyon vermek için İstanbul Üniversitesi Veteriner Fatültesi’nden uygulamalı domuz eğitimi istemesine karşılık, Yahudi inancı uyarınca domuz eti tüketilmesinin haram kabul edildiği İsrail’deki fakülteler için bu koşulu aramadığı ileri sürüldü.
habervaktim
BBC Fars’ın Irak ve Suriye’de batı ve Araplar tarafından desteklenen
teröristlerle yakın ilişki içinde olmasına karşın, güya bu medya
organının IŞİD’i haber konusu yapması kendisinin bağlı olduğu üst
düzeydekilerin memnuniyetini celp edemediği doğrultusunda bir izlenim
oluşmuştur.
BBC Fars geçtiğimiz yıllarda çeşitli haber bölümleri ve her alanda
resmi surette IŞİD’i destekleyen değişik siyasi programların
hazırlanmasıyla faaliyet göstermektedir.


Irak halkına karşı IŞİD’in vahşi cinayetlerinin başlamasının ardından
BBC Fars, IŞİD’i desteklemesi ve bu grup için terörist kelimesini
kullanmamasından ötürü izleyicilerinin geniş çaplı tepki ve itirazlarına
maruz kalınca şu iddiada bulunmuştur: “Siyasetimiz gereği ülkelerin
resmi sorumlularından birisi her hangi bir savaşçı grup için terörist
kelimesini kullanmadığı sürece bizde programlarımızda bu kelimeden
yararlanmayacağız.” Ancak söz konusu medya organının sorumluları “Hangi
kurum veya Uluslar Arası Kuruluşun onayıyla bu teröristler için devlet kelimesini kullandınız?” sorusuna cevap vermemiştir.


BBC Fars’ın hazırladığı birkaç programına kısaca bakıldığı zaman bu
kanalın çelişik söylemleri ve bazı konularda yanlış yönlendirmelerini
açıkça göreceğiz. Bununla birlikte söz konusu kanalın bazı muhabirleri
daha da ileri giderek casus unvanında bilgi toplayıp casusluk yapan
kanallara bildiri aktarımı yapmaktadır.

BBC Fars’ın haber yapımcısı Nefise Kuhneverd – yayınlanmış belgeler
esasınca – Islahatçı Partisi gazetelerinin iş birliğiyle İran’daki
faaliyet yıllarında Türkiye Milli İstihbarat Teşkilatına (MİT) casusluk
yapma girişiminde bulunmuştur. Nefise’nin Beyrut, Tahran ve İstanbul’da
İngiltere ve Türk makamlarıyla medyatik çalışmalarla dolu kuşkulu
geçmişi onu tam anlamıyla bir casus yapmıştır.
Nefise Kuhneverd Sadık Saba’yla (BBC Fars Müdürü) gayri ahlaki
ilişkilerinden dolayı baskı altında kalmasının ardından söz konusu
kanalın çalışanlarından birisiyle kurumsal evlilik yapmak zorunda kalmış
ve aynı zamanda bölgenin güvenli olmaması hasebiyle muhabir unvanında
Lübnan’a gönderilmiştir.

IŞİD’in Suriye ve ardından Irak’ta ortaya çıkmasından sonra BBC Fars
tarafından bu terörist grubun savunulması projesi başlamıştır. Ancak
dikkat edilmesi gerekir ki Nefise Kuhneverd IŞİD karşıtı olarak Irak
savaş bölgesine gönderilmesine karşın Arapçayı iyi kullanan uzman bir
muhabire yakışmayan acemi muhabirlik tutumu ve diğer gizli örgütlerle
ortak faaliyet göstermesi onun muhabirlik kimliğini daha da net olarak
ortaya koymaktadır. Keza Nefise’nin İngiltere devlet kanalına bağlı
olduğunu gizleyerek savaş bölgelerinde Irak askerlerinin yanında yer
alması dikkat çekici bir noktadır.


Kaç gün önce Irak halk direniş grubu birliklerinden birisinin komutanı
Cevad Ali Husnavi şehit edildi. Bu şahıs savaş meydanında değil, IŞİD
tarafından çizilen planın eseriyle “Azizü’l Beled” köyünde terör edildi.
IŞİD, halk savaşçılarına karşı bu şekilde ilk defa terör eyleminde
bulundu.
Söz konusu şehidin cephe arkadaşıyla yapılan söyleşi medya
organlarından birisinin bu şehit komutanın nasıl teşhis edilip
ispiyonlandığı üzerindeki perdeyi kaldırmıştır. Bu şahıs şunları dile
getiriyor: Cevad Ali Husnavi İnkılap rehberine ilgi duyması ve çeşitli
resimlerini asmasından dolayı meşhurdu ve hiçbir şeyi de saklamayan
birisiydi. Kendisi birkaç defa Arap muhabirleriyle söyleşi yaptı. En son
söyleşisi BBC Fars’laydı ki bana göre o bu söyleşi onun tanınmasına
sebep oldu.

Diğer taraftan Cevad Ali’nin şahadetinden sonra BBC Fars kendi izini
kaybetmek için fecebook sayfasında bir haber yayınlayarak Cevad Ali
Husnavi’nin şahadetine üzüldüğünü bildirdi.
Nefise Kuhneverd söz konusu şahsın nasıl şehit edildiğini açıklarken
yanlış yer adresi vererek onun terör edilmesini gizlemiş ve Cevap Ali
Husnavi’yi Selâhaddin operasyonunda ölen birisi olarak tanıtmıştır.
Nefise’nin açıklamalarının bir bölümünde şunlar yer almıştır: “Husnavi
Selâhaddin operasyonunda öldürülmüştür.”

Nefise Kuhneverd’in Türkiye’ye casusluk geçmişi ve bu ülkenin birkaç
yıl boyunca IŞİD ve bölge teröristlerine yardımı dikkate alınarak ve
Nefise’nin BBC Fars’a gönderdiği raporların incelenmesiyle rahatlıkla
hali hazırda onun casusluk faaliyetlerine devam ettiğini söyleyebiliriz.
Örneğin Nefise BBC Fars’a gönderdiği raporların birisinde Iraklı
mücahitlerin bindiği araçların teröristlerin aracından ayırma yöntemini
resimli anlatımla bildirerek kendini ele vermiş ve hemen ardından IŞİD
hava saldırısından korunmak için bu yöntemden yararlanmıştır.
Zikredilen bu konular yalnızca BBC Fars’ın geniş ve etnik faaliyetlerinin bir kısmını yansıtmaktadır.
TR.JAMNEWS
ABD'de
19 yaşındaki genç kız, Suriye'de savaşan IŞİD militanına aşık oldu.
Genç kız aşkı için Türkiye üzerinden Suriye'ye gitmeye hazırlanırken FBI
tarafından gözaltına alındı.
ABD'nin
Denver kentinde yaşayan 19 yaşındaki Shannon Maureen Conley, internet
üzerinden Suriye'de savaşan bir IŞİD militanıyla tanıştı.IŞİD
militanına aşık olan genç kız, Almanya ve Türkiye üzerinden Suriye'ye
geçmek için hazırlık yaptı. Suriye'ye gitmek için yola çıkan genç kız 8
Nisan'da Denver Uluslararası Havaalanı'nda FBI ajanları tarafından
gözaltına alındı.
FBI tarafından gözaltına alınan Conley terör örgütü IŞİD’a maddi destek sağlamaya teşebbüsle suçlandı.
Diplomalı hemşire lisansı bulunan Shannon Maureen Conley internet üzerinden tanıştığı ve kendisiyle evlenmek isteyen IŞİD militanının yanına gitmek için Almanya üzerinden Adana'ya gelecekti. Buradan da kara yoluyla Suriye'ye geçecekti.
Genç kızın ailesi, FBI'ya yaptığı açıklamada kızlarının evlenmek istediği kişinin 32 yaşında Tunuslu bir IŞİD militanı olduğunu söyledi.

Shannon Maureen Conley, Müslüman olmadan önce 2012 yılında annesi ve kızkardeşleriyle birlikte.
32 yaşındaki Tunuslu militanın, hemşire olan Conley'yi yaralanan IŞİD militanlarına yardım etmek için ikna ettiği belirtildi.
Gözaltı sonrası ifade veren 19 yaşındaki genç kız, IŞİD'in yasadığı bir örgüt olduğunu bildiğini, tutuklanma ihtimalinin bulunduğunu bu nedenle bir daha ABD’ye geri dönmemek üzere yola çıktığını söyledi.
İfadesinde savaşa karşı olduğunu belirten Conley, "Eğer savaş zorunluluksa o zaman evet savaşırım. Bunu isteyerek yapmasam da savaşırım’’ dedi.
ABD'li yetkililer, 19 yaşındaki Shannon Conley'nin askeri eğitim almak için geçtiğimiz Aralık ayında ABD ordusuna yazılma girişiminde bulunduğunu da belirtti.
ABD'li yetkililer, Conley'nin Suriye'ye gitmesini engellemek için genç kızın ailesiyle de işbirliği yaptı.
http://www.internethaber.com/isidden-19-yasindaki-kiza-korkunc-tuzak-693048h.htm
FBI tarafından gözaltına alınan Conley terör örgütü IŞİD’a maddi destek sağlamaya teşebbüsle suçlandı.
Diplomalı hemşire lisansı bulunan Shannon Maureen Conley internet üzerinden tanıştığı ve kendisiyle evlenmek isteyen IŞİD militanının yanına gitmek için Almanya üzerinden Adana'ya gelecekti. Buradan da kara yoluyla Suriye'ye geçecekti.
Genç kızın ailesi, FBI'ya yaptığı açıklamada kızlarının evlenmek istediği kişinin 32 yaşında Tunuslu bir IŞİD militanı olduğunu söyledi.

Shannon Maureen Conley, Müslüman olmadan önce 2012 yılında annesi ve kızkardeşleriyle birlikte.
32 yaşındaki Tunuslu militanın, hemşire olan Conley'yi yaralanan IŞİD militanlarına yardım etmek için ikna ettiği belirtildi.
Gözaltı sonrası ifade veren 19 yaşındaki genç kız, IŞİD'in yasadığı bir örgüt olduğunu bildiğini, tutuklanma ihtimalinin bulunduğunu bu nedenle bir daha ABD’ye geri dönmemek üzere yola çıktığını söyledi.
İfadesinde savaşa karşı olduğunu belirten Conley, "Eğer savaş zorunluluksa o zaman evet savaşırım. Bunu isteyerek yapmasam da savaşırım’’ dedi.
ABD'li yetkililer, 19 yaşındaki Shannon Conley'nin askeri eğitim almak için geçtiğimiz Aralık ayında ABD ordusuna yazılma girişiminde bulunduğunu da belirtti.
ABD'li yetkililer, Conley'nin Suriye'ye gitmesini engellemek için genç kızın ailesiyle de işbirliği yaptı.
http://www.internethaber.com/isidden-19-yasindaki-kiza-korkunc-tuzak-693048h.htm
Hilafet ilan ederek "İslam Devleti'ni kurduğunu
açıklayan Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) adlı terörist grup şimdi de
pasaport bastı.
Akşam'ın
haberine göre; işgal ettiği Irak'ın Musul kentinde basılan pasaportun
üstünde IŞİD'in bayrağındaki sembollerin yanı sıra üst tarafında 'Halife
İslam Devleti' ibaresi bulunuyor.
IŞİD'in Irak'ın Rakka kentinde yaptığı geçiş töreninde ise bir SCUD füzesi yer aldı. Füzenin Irak ordusundan olabileceği ifade ediliyor. Uzmanlar, IŞİD'in SCUD füzesini kullanabilme kapasitesinin olmadığını belirtiyor.
http://www.on4haber.com/haber/bu-da-hilafet-pasaportu-/41916/
IŞİD'in Irak'ın Rakka kentinde yaptığı geçiş töreninde ise bir SCUD füzesi yer aldı. Füzenin Irak ordusundan olabileceği ifade ediliyor. Uzmanlar, IŞİD'in SCUD füzesini kullanabilme kapasitesinin olmadığını belirtiyor.
http://www.on4haber.com/haber/bu-da-hilafet-pasaportu-/41916/
IŞİD, Irak’a saldırırken de AKP’den destek almaya devam ediyor. Teröristler, Suriye sınırından Türkiye’ye serbestçe girip çıkarken İstanbul, Gaziantep ve Hatay havaalanları da yurtdışından gelenler için transit geçiş noktası oldu
AKP’nin IŞİD’in Suriye’deki birimlerine desteğinin el altından sürdüğü ortaya çıktı. AKP’nin örgüte sağladığı kolaylıkların, Irak’taki gelişmelerin ardından da devam ettiği öğrenildi.
IŞİD’ın Musul’u ele geçirmesi ve Irak’ta Sünni aşiretler ile yaptığı işbirliği sonucu, Anbar vilayetinde belirli merkezleri denetim altına almasıyla, bölge dengeleri altüst oldu. Mesud Barzani’ye bağlı peşmergelerin Kerkük’ü ele geçirmesine ses çıkarmayan AKP, IŞİD’e karşı adım atmadığı gibi, örgüte Suriye-Türkiye sınır ekseninde bugüne kadar sağlamış olduğu hareket serbestisinde de hiçbir kısıtlamaya gitmediği ortaya çıktı.
MİT SINIRDAN GEÇİŞLERİ BİLİYOR
Aydınlık’a ulaşan bilgilere göre, örgüt militanları, IŞİD’in Musul’u ele geçirip Başkonsolos dahil 49 kişiyi rehin almasından sonra bile, AKP’nin verdiği talimat doğrultusunda yerel makamların sağladığı kolaylıklardan yararlanmayı sürdürdüler. IŞİD militanlarının, Türkiye-Suriye-Irak üçgeni dahil olmak üzere, Suriye sınırı boyunca uzanan çeşitli güzergâhlardan Türkiye’nin sınır illerine kolaylıkla geçmeye devam ettiği ortaya çıktı. Söz konusu militanların MİT’in bilgisi haricinde Türkiye’ye geçmelerinin mümkün olmadığı belirtildi. Sınır illerindeki IŞİD trafiğinin yoğunluğunu sürdürüyor olmasına karşın, güvenlik güçlerinin hemen hiçbir operasyon düzenlememiş olması da dikkat çekti.
Aydınlık’a bilgi veren kaynaklar, IŞİD militanlarının sınır illerindeki faaliyetleri nin kamuoyuna yansıyanın çok daha ötesinde olduğuna işaret ederlerken, güvenlik güçlerinin bütün bu faaliyetlerden haberdar olmasına karşın ses çıkarmadığını belirttiler. Özellikle, yurtdışından gelen teröristlerin Suriye’ye geçişinde İstanbul, Gaziantep ve Hatay’daki havaalanlarının önemli bir transit noktası olduğu dile getirilirken, sadece bu havaalanlarındaki güvenlik kameralarının incelenmesi durumunda bile örgütün militanlarının yakalanmasına ilişkin önemli veriler elde edilebileceği vurguladılar.
Devletin resmi raporlarında, yabancı ülkelerden Hatay’a gelen teröristlerin Reyhanlı ilçesinin Bükülmez, Kuşaklı, Beşaslan köyleri, Altınözü ilçesinin Hacıpaşa beldesi, Yayladağı ilçesinin de Güveçci köyünden Suriye’ye geçtikleri bilgisi yer alıyor.
Deniz Kahraman
http://www.aydinlikgazete.com/mansetler/45007-isidin-musul-isgaline-turkiyede-karar-verildi.html
Irak Ordusu, Salahaddin, Diyala ve Babil illerinde düzenlenen kara
ve hava operasasyonlarında 86 IŞİD teröristinin öldürüldüğünü açıkladı.
Irak Başbakanı Maliki ise kan döken ve insan öldürenler hariç genel af
önerisinde bulundu.
Irak Ordusu, Salahaddin, Diyala ve Babil illerinde düzenlenen operasyonlarda 86 IŞİD teröristini öldürdü.
Savunma Bakanlığı, son bir gün içinde üç ilde yapılan kara ve hava operasyonları hakkında bilgi verdi.
Babil'in kuzeybatısındaki Cirf El Sakır kasabasındaki bir meyve bahçesine düzenlenen hava operasyonunda 60 terörist öldürüldü. Operasyonda teröristlere ait 9 araç da kullanılamaz hale getirildi.
Salahaddin iline bağlı El Şirgat ilçesinde de istihbarat alınması üzerine kaymakamlık binası vuruldu. Hava harekatında en az 20 teröristin öldürüldüğü açıklandı.
Diyala ilinde de askeri birlikler İran sınırına yakın Şervin köyüne baskın yaptı. Çatışmalarda 6 terörist öldürüldü.
Teröristlere karşı aralıksız operasyonları sürdüren yönetim, genel af için de düğmeye bastı.
Genel af önerisi, Irak Başbakanı Nuri El Maliki'ye ait... Maliki, "Bölgede hükümete karşı savaşan insanlara doğru olan yolu seçmeleri için genel af öneriyorum" dedi. Maliki, affın sınırını da çizdi.
Kan döken ve insan öldürenlerin dışındakiler genel affa dahil edilecek.
http://www.ulusalkanal.com.tr/dunya/iside-agir-darbe-h31477.html
Irak Ordusu, Salahaddin, Diyala ve Babil illerinde düzenlenen operasyonlarda 86 IŞİD teröristini öldürdü.
Savunma Bakanlığı, son bir gün içinde üç ilde yapılan kara ve hava operasyonları hakkında bilgi verdi.
Babil'in kuzeybatısındaki Cirf El Sakır kasabasındaki bir meyve bahçesine düzenlenen hava operasyonunda 60 terörist öldürüldü. Operasyonda teröristlere ait 9 araç da kullanılamaz hale getirildi.
Salahaddin iline bağlı El Şirgat ilçesinde de istihbarat alınması üzerine kaymakamlık binası vuruldu. Hava harekatında en az 20 teröristin öldürüldüğü açıklandı.
Diyala ilinde de askeri birlikler İran sınırına yakın Şervin köyüne baskın yaptı. Çatışmalarda 6 terörist öldürüldü.
Teröristlere karşı aralıksız operasyonları sürdüren yönetim, genel af için de düğmeye bastı.
Genel af önerisi, Irak Başbakanı Nuri El Maliki'ye ait... Maliki, "Bölgede hükümete karşı savaşan insanlara doğru olan yolu seçmeleri için genel af öneriyorum" dedi. Maliki, affın sınırını da çizdi.
Kan döken ve insan öldürenlerin dışındakiler genel affa dahil edilecek.
http://www.ulusalkanal.com.tr/dunya/iside-agir-darbe-h31477.html
Katliamcı örgüt IŞİD'in Musul'u ele geçirdiği günlerde rehin aldığı Türkiyeli şoförleri bugün serbest bıraktığı duyuruldu.
http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/isid-turkiyeli-soforleri-serbest-birakti-haberi-94419
http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/isid-turkiyeli-soforleri-serbest-birakti-haberi-94419
Tikrit, Samarra, Felluce gibi kentlerde Irak ordusunun düzenlediği operasyonlar sonucunda, ordu birlikleriyle IŞİD militanlarının karşı karşıya geldiği belirtiliyor
Irak’ta ülkenin ikinci büyük kenti Musul’un, 10 Haziran’da radikal dinci Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütünün eline geçmesinin ardından en yoğun çatışmalar yaşanıyor.
Tikrit, Samarra, Felluce gibi kentlerde Irak ordusunun düzenlediği operasyonlar sonucunda, ordu birlikleriyle IŞİD militanlarının karşı karşıya geldiği belirtiliyor.
Ülkede en şiddetli çatışmalar ise Saddam Hüseyin’in de memleketi olan Tikrit’te yaşanıyor. Irak ordusuna bağlı Samarra Operasyonları Komutanlığı kaynaklarından alınan bilgiye göre, ordu Samarra'dan iki kanal üzerinden Salahaddin vilayetinin merkezi Tikrit yönünde ilerleme kaydetti. Ordu ile IŞİD arasındaki çatışmaların Tikrit-Samarra yolunda devam ettiği bildirildi.
Irak devlet televizyonu ‘Irakiye’, bir süredir IŞİD’in elinde olan Tikrit kentinde kontrolün tamamen ordu güçlerine geçtiğini iddia etti. IŞİD’in haziran ayının ilk yarısında bölgeye düzenlediği saldırının ardından Irak ordusunun askerleri bölgeden çekilmişti.
‘Felluce'de 7 IŞİD mensubu öldürüldü’
Öte yandan emniyet kaynakları, Enbar vilayetine bağlı Felluce kentinde ordu ile IŞİD militanları arasında meydana gelen çatışmalarda 7 IŞİD mensubunun öldüğünü aktardı.Havadan desteklenen ordu birlikleri, Felluce'nin doğusundaki köylerde IŞİD ile çatışmaya girdi. Çatışmada 7 IŞİD mensubu öldürülürken, örgüte ait 3 araç ateşe verildi. Ordu birliklerinin, silahlı gruplar tarafından kışlalara saldırı düzenlenmesi ihtimaline karşı kentin doğusunda konuşlandığı kaydedildi.
Bir süredir çatışmaların ve otorite boşluğunun yaşandığı ülkede, Irak Şam İslam Devleti örgütü militanları ve bazı aşiret güçleri, Musul, Tikrit, Bakuba ve Telafer kentlerini kontrolü altına almıştı. Bölgedeki Enbar'ın El-Kaim, Rave, Aneh, Ratbe ve Hadise ilçeleri de IŞİD'in eline geçmişti.
Telafer’de Şii Türkmenlerin evleri yağmalandı
Irak'ın Ninova vilayetine bağlı Telafer kentinde ise Şii Türkmenlerin terk etmek zorunda kaldığı evlerinin yağmalandığı bildirildi. AA muhabirine konuşan Türkmen aktivist Murteda Musa, "Telafer'den kaçmak zorunda kalan Türkmenlerin evleri bir hafta önce yağmalanmaya başladı ve onlarca kamyon dolusu ev eşyasının el-Beac bölgesine doğru götürüldüğünü müşahede ettik" dedi.IŞİD örgütünün evlerine dönmek isteyen Türkmenlerden sadece Sünni olanlarına izin verdiğini dile getiren Musa, "Dolayısıyla sadece Şii Türkmenlerin evleri sahipsiz ve yağmalamaya maruz kaldı" diye konuştu. Telafer'den kaçarak evlerini terk etmek zorunda kalan Türkmenlerden yüzlerce Sünni aile 2 gün önce IŞİD'in çağrısı üzerine evlerine dönmüştü.
Bir süredir çatışmaların ve otorite boşluğunun yaşandığı ülkede, IŞİD militanları ve bazı aşiret güçleri, Musul, Tikrit, Bakuba ve Telafer kentlerinin yanı sıra Enbar'ın El-Kaim, Rave, Aneh, Ratbe ve Hadise ilçelerini de ele geçirmişti. Çatışmalar dolayısıyla yaklaşık 1 milyon sivil göç etmek zorunda kalmıştı.
http://t24.com.tr/haber/irak-devlet-televizyonu-ordu-tikrit-kentini-geri-aldi,262633
İran Yüksek yargı yetkililerini kabulde yaptığı konuşmada Irak’taki son katliamlardan batılı sultacı güçlerin özellikle de Amerika’nın sorumlu olduğunu belirterek bu saldırıların arkasında yatan temel amacın Irak halkının kazanımlarını yok etmek olduğunu söyledi.
“Amerika Irak’taki durumdar memnun değildir; zira seçimlerin düzenlenmesi, seçimlere yüksek katılımın olması onun hoşuna gitmiyor. Amerika’nın istediği Irak’ta ajanlarını iktidara getirmektir” diyen Hamenei sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugün Irak’ta olanlar kesinlikle bir Şii-Sünni savaşı değildir. Sultacı güçler Saddam rejimi kalıntıları ve tekfirciler gibi piyonları kullanarak ülkeyi karıştırmak ve ülkenin toprak bütünlüğünü bozacak savaş çıkarmak istiyor. Burada asıl komplo, Irak’ın bağımsızlığını savunan Sünni Müslümanlar ile Şii Müslümanlar arasında düşmanlık çıkarmak. Irak’ta savaşın iki tarafı var; Irak’ı Amerikan kampına katmak isteyenler ve Irak’ın bağımsızlığını savunanlar. Irak halkının kendisi bu tehdidi savuşturabilecek durumadır.”
http://www.velfecr.com/iraktaki-catismalarin-arkasinda-yatan-amac--4202.html
Irak’ta yaşanan IŞİD (Irak Şam İslam Devleti) terörü, petrolünü
Türkiye üzerinden dünya piyasalarına açmaya çalışan Kuzey Irak Bölgesel
yönetimine yaradı.
Musul’un IŞİD, Kerkük’ünde
Barzani’nin denetimi altına girmesinden sonra özellikle Ceyhan’da Yunan
firmalarına ait tankerler başta olmak üzere birçok ülkenin tankerleri
petrol almak için adeta birbirleri ile yarışıyorlar.
Ceyhan limanında çalışan, adının açıklanmasını istemeyen bir yetkili yaptığı açıklamada “Irak- Türkiye Boru hattı biri 986 km diğeri 890 km uzunluğunda olmak üzere birbirine paralel iki hattan oluşuyor. Irak petrolünü Ceyhan’a getiren bu hatlar şu anda Irak Merkezi Hükümetinin denetimi altında değil. Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi belirttiğimi boru hattına kaçak bağlantı yaparak kendi bölgelerinden çıkan petrolü Merkezi Hükümetin karşı çıkmasına rağmen pompalıyorlar. Şu anda gemilere yüklenen petrol Kuzey Irak Bölgesel Yönetiminin pompaladığı petroldür. Gelen petroller BOTAŞ’ın senelik 70,9 milyon ton yani 553 milyon varil kapasiteli 12 deposunda depolanarak gemilere yükleniyor. Geçen sene Ceyhan’dan 12,7 milyon ton yani 91,9 milyon varil petrol geldi ve gemilere yüklendi”
Bölgesel Yönetimin petrolünün kendilerinden bağımsız satışına karşı çıkan Bağdat yönetiminin bölgedeki etkisinin zayıflaması ve Kuzey Irak Bölgesel Yönetiminin petrolü satmak için fiyatlarda indirime gitmesi ile Kuzey Irak petrolü, piyasada kapışılmaya başlandı.
Geçen hafta Yunan firmasına ait United Leadership ve United Emblem adlı tankerler Ceyhan’dan yüklenerek yola çıkmış, United Leadership tankeri alıcı çıkmadığından dolayı Fas açıklarında demirlemişti. United Emblem tankeri ise Malta açıklarında, petrolü, yine Yunan firmasına ait Falcon Nostos tankerine aktararak tekrar Ceyhan a döndü.
ABD’ye ilk sevkiyat
Bu arada Yunanistan firmasına ait 2 tankerden birisinin İsrail’e diğerinin ise ABD ye gitmesi dikkat çekti.
274 metre uzunluğunda 151. 000 grostonluk MAJESTİC adlı tanker ise Ceyhan’dan aldığı petrolü, Phiadelpia götürmek üzere 20 Haziran’da Ceyhan’dan ayrılarak rotasını ABD ye çevirdi.
Marinner A isimli Yunan firmasına ait tanker ise bir hafta içersinde Ceyhan-Hayfa seferinden sonra Mersin-Hayfa hattında 3. Seferini yaptığı belirlendi.
İlginç olan ise yine Yunan firmasına ait olan JENNY 1 adlı tanker İsrail’in Ashkelon limanından ayrılarak Mersin limanına geldi. Petrol’ün Mersine kamyon tankerlerle Ceyhan’dan geldiği belirtiliyor.
Tankerler sırada
IŞİD terörü, saldırıları ve Kuzey Irak’taki otorite boşluğu nedeniyle Kuzey Irak Bölgesel Yönetimin pompaladığı petrolün pazarlanmasını kolaylaştırdı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız 3. yüklemeden bahsetmesine rağmen Ceyhan Limanında yüklemesi yapılan veya yüklemek için bekleyen onlarca tankerin var olduğu ortaya çıktı.
Gemi takip sistemine göre son 5 gün içinde Ceyhan limanından petrol alarak ayrılan ve hala orada olan veya petrol almak için Ceyhan’a giden tankerler şöyle:
Petrol alarak giden gemiler
MAGESTİC : Yunan firmasına ait olan 150 bin grostonluk tanker 20 Haziran’da Ceyhan’dan ayrıldı rotası Amerika
UNİDET EMBLEM : Yunan firmasına ait gemi bir hafta içinde ikinci seferini yapıyor. 161 bin grostonluk tanker 21 Haziran’da Ceyhan’dan ayrıldı. Rotası Malta.
AGIOS NİKOLAUS: Yunan firmasına ait olan 40 bin grostonluk tanker 22 Haziran’da Ceyhan’dan ayrıldı. Rotası Yunanistan.
UNİTED KLAVRVTA: Yunan firmasına ait olan 159 bin grostonluk tanker 23 Haziran’da Ceyhan’dan ayrıldı. Rotası İtalya’nın Augusto limanı.
PANAGİA ARMATA: Yunan firmasına at olan 99 bin grostonluk tanker 24 Haziran’da Ceyhan’dan ayrıldı. Rotası Tunus’un Bizerte limanı.
NORD FARER: Singapur firmasına ait olan 55 bin grostonluk tanker Ceyhan’dan 25 Haziran’da ayrıldı. Rotası Mısır.
Ceyhan limanında olan gemiler
VALFOGLİA: İtalya firmasına ait olan 109 bin grostonluk gemi Fransa’nın For Sur Mer limanından hareket etti. 26 Haziran’da Ceyhan’da demirledi
RİCH DOCHESS II: Japon firmasına ait olan tanker Fransa’nın For Sur Mer limanından hareket etti. 26 Haziran’da Ceyhan’da demirledi
Ceyhan Limanına gelecek olan gemiler
POLA: Yunan Firmasına ait olan 151 bin grostonluk tankerin İtalya’nın Trieste limanından ayrıldığı ve 29 Haziran’da Ceyhan’da olması bekleniyor.
GİBRALTAR: İngiltere firmasına ait olan 29 bin grostonluk tankerin İspanya’nın Gibraltar limanından ayrıldığı ve 29 Haziran’da Ceyhan’da olması bekleniyor.
Derya Derviş
Aydınlık
http://rasthaber.net/isid-vurdu-petrol-abd-ve-israile-akti/
Ceyhan limanında çalışan, adının açıklanmasını istemeyen bir yetkili yaptığı açıklamada “Irak- Türkiye Boru hattı biri 986 km diğeri 890 km uzunluğunda olmak üzere birbirine paralel iki hattan oluşuyor. Irak petrolünü Ceyhan’a getiren bu hatlar şu anda Irak Merkezi Hükümetinin denetimi altında değil. Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi belirttiğimi boru hattına kaçak bağlantı yaparak kendi bölgelerinden çıkan petrolü Merkezi Hükümetin karşı çıkmasına rağmen pompalıyorlar. Şu anda gemilere yüklenen petrol Kuzey Irak Bölgesel Yönetiminin pompaladığı petroldür. Gelen petroller BOTAŞ’ın senelik 70,9 milyon ton yani 553 milyon varil kapasiteli 12 deposunda depolanarak gemilere yükleniyor. Geçen sene Ceyhan’dan 12,7 milyon ton yani 91,9 milyon varil petrol geldi ve gemilere yüklendi”
Bölgesel Yönetimin petrolünün kendilerinden bağımsız satışına karşı çıkan Bağdat yönetiminin bölgedeki etkisinin zayıflaması ve Kuzey Irak Bölgesel Yönetiminin petrolü satmak için fiyatlarda indirime gitmesi ile Kuzey Irak petrolü, piyasada kapışılmaya başlandı.
Geçen hafta Yunan firmasına ait United Leadership ve United Emblem adlı tankerler Ceyhan’dan yüklenerek yola çıkmış, United Leadership tankeri alıcı çıkmadığından dolayı Fas açıklarında demirlemişti. United Emblem tankeri ise Malta açıklarında, petrolü, yine Yunan firmasına ait Falcon Nostos tankerine aktararak tekrar Ceyhan a döndü.
ABD’ye ilk sevkiyat
Bu arada Yunanistan firmasına ait 2 tankerden birisinin İsrail’e diğerinin ise ABD ye gitmesi dikkat çekti.
274 metre uzunluğunda 151. 000 grostonluk MAJESTİC adlı tanker ise Ceyhan’dan aldığı petrolü, Phiadelpia götürmek üzere 20 Haziran’da Ceyhan’dan ayrılarak rotasını ABD ye çevirdi.
Marinner A isimli Yunan firmasına ait tanker ise bir hafta içersinde Ceyhan-Hayfa seferinden sonra Mersin-Hayfa hattında 3. Seferini yaptığı belirlendi.
İlginç olan ise yine Yunan firmasına ait olan JENNY 1 adlı tanker İsrail’in Ashkelon limanından ayrılarak Mersin limanına geldi. Petrol’ün Mersine kamyon tankerlerle Ceyhan’dan geldiği belirtiliyor.
Tankerler sırada
IŞİD terörü, saldırıları ve Kuzey Irak’taki otorite boşluğu nedeniyle Kuzey Irak Bölgesel Yönetimin pompaladığı petrolün pazarlanmasını kolaylaştırdı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız 3. yüklemeden bahsetmesine rağmen Ceyhan Limanında yüklemesi yapılan veya yüklemek için bekleyen onlarca tankerin var olduğu ortaya çıktı.
Gemi takip sistemine göre son 5 gün içinde Ceyhan limanından petrol alarak ayrılan ve hala orada olan veya petrol almak için Ceyhan’a giden tankerler şöyle:
Petrol alarak giden gemiler
MAGESTİC : Yunan firmasına ait olan 150 bin grostonluk tanker 20 Haziran’da Ceyhan’dan ayrıldı rotası Amerika
UNİDET EMBLEM : Yunan firmasına ait gemi bir hafta içinde ikinci seferini yapıyor. 161 bin grostonluk tanker 21 Haziran’da Ceyhan’dan ayrıldı. Rotası Malta.
AGIOS NİKOLAUS: Yunan firmasına ait olan 40 bin grostonluk tanker 22 Haziran’da Ceyhan’dan ayrıldı. Rotası Yunanistan.
UNİTED KLAVRVTA: Yunan firmasına ait olan 159 bin grostonluk tanker 23 Haziran’da Ceyhan’dan ayrıldı. Rotası İtalya’nın Augusto limanı.
PANAGİA ARMATA: Yunan firmasına at olan 99 bin grostonluk tanker 24 Haziran’da Ceyhan’dan ayrıldı. Rotası Tunus’un Bizerte limanı.
NORD FARER: Singapur firmasına ait olan 55 bin grostonluk tanker Ceyhan’dan 25 Haziran’da ayrıldı. Rotası Mısır.
Ceyhan limanında olan gemiler
VALFOGLİA: İtalya firmasına ait olan 109 bin grostonluk gemi Fransa’nın For Sur Mer limanından hareket etti. 26 Haziran’da Ceyhan’da demirledi
RİCH DOCHESS II: Japon firmasına ait olan tanker Fransa’nın For Sur Mer limanından hareket etti. 26 Haziran’da Ceyhan’da demirledi
Ceyhan Limanına gelecek olan gemiler
POLA: Yunan Firmasına ait olan 151 bin grostonluk tankerin İtalya’nın Trieste limanından ayrıldığı ve 29 Haziran’da Ceyhan’da olması bekleniyor.
GİBRALTAR: İngiltere firmasına ait olan 29 bin grostonluk tankerin İspanya’nın Gibraltar limanından ayrıldığı ve 29 Haziran’da Ceyhan’da olması bekleniyor.
Derya Derviş
Aydınlık
http://rasthaber.net/isid-vurdu-petrol-abd-ve-israile-akti/
IŞİD askerlerinden biri, ilk defa bir Arap gazetesine konuşuyor. Ebu Bekir el-Cinabi, er-Rai'ye verdiği demeçte ''Irak-Şam İslam Devleti'' askeri olduğunu söylüyor. El-Cinabi Bağdat'ta, Bağdatlı ve Irak'ta bilinen el-Cinabi aşiretinden.
IŞİD Lideri Ebu Bekir el-Cinabi: İzzet El-Dori bizimle aynı hedef için çalışıyor
Röportaj: Elijah C. Magnier
IŞİD askerlerinden biri, ilk defa bir Arap gazetesine konuşuyor. Ebu Bekir el-Cinabi, er-Rai'ye verdiği demeçte ''Irak-Şam İslam Devleti'' askeri olduğunu söylüyor. El-Cinabi Bağdat'ta, Bağdatlı ve Irak'ta bilinen el-Cinabi aşiretinden.
Irak Şam İslam Devleti örgütü liderlerinden Ebu Bekir el-Cinabi ''Devlet'in''(çev. notu: IŞİD üyeleri ve sempatizanları kendilerine Arapça el-Devle yani Devlet diyorlar) Musul'daki hükümet güçlerine karşı başlatılan operasyonun, içten ve planlandığı gibi IŞİD'in yanında yer alan diğer gruplarla birlikte başladığını belirtti. Ayrıca Irak eski cumhurbaşkanı yardımcısı İzzet İbrahim El-Duri'ye atıfta bulunarak ''bizimle aynı hedef için işbirliği içinde, şu ana kadar da bir şüphe uyandırmadı, ancak üstteki el Devlet'indir'' dedi.
El-Cinabi ''El-Rai'' ile yaptığı özel söyleşide, operasyona katılan ''Nakşibendiler, Mücahidin Ordusu ve İslami Ordu'' grupları ile daha önceden de işbirliği yaptıklarını ve Nakşibendi Adamları ile Irak BAAS'ının; İslâm'ı bilmeyen Suriye BAAS'ından farklı olduklarını, İslami Fetihlere inandıklarını ve Suriyelilerin aksine İslam dininin gerekliliklerini yerine getirip namaz kıldıklarını ve oruç tuttuklarını belirtti. Ardından şunları söyledi: ''Irak devletine karşı savaşan Ensar el-İslam gibi diğer gruplar bize katılmaya başladı.'' El-Cinabi, İslam Devleti'ndeki liderlerin çoğunun Irak devletindeki eski askeri liderler olduklarını ve şu anki liderlerle de ilişkilerin sürdüğünü ve bu ilişkilerin çoğu şeyi kolaylaştırdığını söyledi.
El-Cinabi, Obama'nın Irak hükümeti güçlerine yardım kararını iyi bulduğunu ve bu şekilde Amerika ve Maliki'nin, Sünnilere karşı savaş başlatmış gibi görüneceklerini belirtti.
El-Cinabi'ya göre Suriye ve Irak'ta iki cephede savaşıyor olmaları Devlet'i zayıflatmıyor. El-Cinabi, iki cephenin de birbirinden ayrı olduğunu söylüyor.
Röportajın tamamı:
Rai: Devlet'in, Irak'taki askeri operasyonlarda üstün el olduğunu mu düşünüyorsunuz yoksa süren çatışmalarda diğer müttefiklerin esas gücü oluşturduğunu mu?
El-Cinabi: Devlet bu savaşı diğer gruplarla birlikte sürdürüyor. Bu grupların başında Nakşibendi Adamları, Mücahidin Ordusu ve İslami Ordu geliyor. Hiç biri Devlet'e karşı savaş ilan etmedi aksine ortak düşmana karşı beraber savaşıyoruz. Lakin bugün bu gruplarda büyük bir dönüşüm var aynı zamanda militan kaybederek eriyorlar. Bir çoğu bağlı oldukları bu gruplardan ayrılıp bize katılıyor. Misal bir kaç gün önce Diyale'de, İslami Ordu Devlet'e katıldığını ilan etti. İzzet İbrahim el-Duri ise bizimle aynı hedef için işbirliği içinde, şu ana kadar da bir şüphe uyandırmadı ancak üstteki el de Devlet'indir. Devlet'in bayrağını Beyci'de, Tikrit'te ve diğer kentlerde dalgalandığını görüyorsunuz ama biz yine de Irak hükümetine karşı tek başımıza savaştığımızı söylemiyoruz.
Rai: ''İslam Devleti'' (IŞİD) ile Irak BAAS'ının fikirleri nasıl bir arada durabiliyor? İki doktrin arasında büyük farklıklar var.
El-Cinabi: Irak hükümeti, yıllarca zulüm yaşamış gruplarla değil, ''Devlet'' ile savaştığını iddia ederek Sünnilere baskı yaptı ve seslerini kesmeye çalıştı. Bunun yanı sıra Irak BAAS'ı, Suriye BAAS'ından farklıdır. Suriye BAAS'ı İslam'ı bilmez ama Irak BAAS'ı Arabizm'e ve İslami fetihlere inanıyor. Suriyelilerin aksine İslami gereklilikleri yerine getiriyor. Bir çoğu, Devlet saflarına geçti. Dolayısıyla Nakşibendi Adamları, Suriye BAAS'ından farklı. Bizimle namaz kılıyorlar, oruç tutuyorlar. İslami geleneklerimiz aynı. İki tarafın çıkarları, şu andaki ihtilafların yükselmemesine bağlı.
Rai: ABD başkanı Obama'nın, Devlet'i vurmak amacıyla Irak hükümetine yardım kararı için en diyorsunuz?
El-Cinabi: Bu iyi bir şey. İmzayı atarsa bizim için olumlu olacak. Amerika ve Maliki, Irak'taki Sünnilere karşı savaşıyor gibi görünecekler. Lakin bu karar bir fayda sağlamayacak. Irak'ın siyasi ve mezhebi yapılarında radikal değişikliğe gitmesi gerekiyor. Condeelaze Rice da daha önce bunu söylemişti.
Rai: Sizinle beraber savaşan diğer grupların, Irak ve Amerika ile ateşkes yapması mümkün müdür?
El-Cinabi: Devlet var oldukça kimse Amerika ile herhangi bir anlaşmaya imza atamaz. Irak Devletine karşı savaşan bazı grupların da bize katıldığını görüyoruz. Ensar El-İslam gibi. Biz de herkesle işbirliği yapıyoruz. Özellikle Anbar bölgesinde.
Rai: Bazıları İslami Devlet'in iki cephede aynı anda savaş veriyor olmasının baskı unsuru oluşturacağını ve Devlet'i zayıflatacağını düşünüyor. Siz bu görüşe katılıyor musunuz?
El-Cinabi: Hayır. Bu doğru değil. Çünkü cepheler birbirinden ayrılıyor. Irak sınırını aşıp Suriye'ye giden savaş ganimetleri de sadece bonustu, başka bir şey değil. İki cephenin Devlet'i zayıflatacağını düşünenler, geçen ocak ayında Devlet'in Nusra ve diğer gruplara karşı olan savaşta kaybedeceğini de söylemişlerdi. Bak şimdi, her şey nasıl da bizim lehimize döndü. Çünkü bizim sürprizlerimiz oldu ve daha çok sürprizimiz olacak.
Rai: Musul savaşının zamanlaması nasıl oldu?
El-Cinabi: Yakın zamanda Musul ve Selahaddin kentlerinde bir şeylerin olacağını öğrendik ama zamanlamayı bilmiyorduk. Bütün öğrendiğimiz hazırlığını yapmaya başladığımız bir savaşın olacağı, sürpriz bir şekilde gerçekleşeceği ve bir çok grubun bu savaşa ortak olacağı. Bununla birlikte Devlet, sıfır saatinden önce Musul'daydı ve operasyona planlandığı gibi Irak güçlerine karşı içten başladı.
Rai: Neden Bağdat'a herhangi bir saldırı görmüyoruz?
El-Cinabi: Musul 2 milyonluk bir şehir Bağdat ise 6 milyon. Bağdat'ın kuzeyi Şiilerin kalesidir. Kazımıye ve Sa'la gibi. Bunun yanında İslami Devlet başkentin kalbinde, güneyinde ve Babil kentinin kuzeyinde var. Mücahitlerimiz Kerkük ve Diyale'de ilerliyor. Aynı zamanda askeri üs olan Taci ve Bağdat uluslararası havaalanı önümüzde duruyor. Başkente doğru ilerlemeye başlamadan önce askeri varlıkları bitirmek amacıyla Beyci rafinerisi etrafında çatışmalar sürüyor.
Rai: Bağdat'a nasıl girilecek? Kolay değil.
El-Cinabi: İslam Devletindeki liderlerin çoğu, Irak devletinde eski askeri liderlerdi ve şu anki liderlerle de ilişkileri sürüyor. Bu ilişkiler çoğu şeyi kolaylaştırıyor. Diğer yandan Devlet'e karşı direnmekten vazgeçen birçokları var. Maliki için ölmekten vazgeçtiler. Sünni subayların çoğu çocuklarına karşı savaşmayı reddetti. Özellikle Devlet'in askerleri arasında akrabaları olan subaylar. Bununla birlikte bizim basında, Maliki ile çalışanları nasıl ortadan kaldırdığımızı da gösterdik.
Rai: Peşmerge güçlerinin Kerkük ve Hanikin'deki ilerleyişleri için ne diyeceksiniz?
El-Cinabi: Bu bölgelerde Devlet'in mücahitleri ile Peşmerge güçleri arasında çatışmalar var, Kürtlerle şiddetli çatışmalar var. Kerkük çevresinde dikkate değer ilerleme sağladık ve bir kaç casus yakaladık. İtiraflarından sonra hepsini idam ettik. Savaş sürüyor. Fırsattan yararlanıp Irak topraklarına saldırdıkları için pozisyonları iyi durumda değil. Maliki de onlara saldırdı ve hamlelerini eleştirdi.
Rai: Devlet'in, Kerkük'ü Kürtlere bırakacağını düşünüyor musunuz? Bölgesel yönetim lideri Mesud Barzani Kerkük'ün korunması ve Kürdistan'a katılması için genel seferberlik ilan etti.
El-Cinabi: Devlet mücahitlerinin bir çoğu, Amerikan güçlerine destek verdikleri için Kürtlere karşı kin beslemiştir. Devlet, Kerkük'ten vazgeçmeyecektir.
Rai: Irak'ta, Suriye'ye oranla daha az sert olan bir Devlet var. Suriye'de daha çok kan dökülüyor, neden?
El-Cinabi: Irak, Suriye'den farklı. Aynı şey olsaydı ve insanlar aynı akla sahip olsaydı aynı Devlet'i görürdün. Ayrıca Irak'ta 2006 yılında sert başladık ve dersimizi aldık.
Rai: Daha fazla açıklayabilir misiniz?
El-Cinabi: Devlet bir grup değildir, bir ideolojidir. Mücahitleri ve Emirleri öldürebilirsin ama fikirleri yok edemezsin. Dolayısıyla taşıdığımız ideoloji sayesinde çok sayıda gönüllü çekmeyi başardık. Soruyoruz: Neden bu Sahvalar (Uyanış birlikleri) bize karşı savaş veriyor? Demokrasiyi yerleştirmek için mi? Hayır! Onlar siyasi çıkarlar için savaşırken biz Hilafeti ve İslami Şeriatı kurmak için savaşıyoruz. Bu da Devlet'in fikrini benimsemiş mücahitlerin, sınırları ilga etmek ve genişleyerek insanları bir araya getirmek için içlerindeki ateşi ve arzuyu tutuşturuyor.
Rai: Lübnan için bir plan var mı?
El-Cinabi: Yorum yok. Yakın zamanda bir şeyler göreceğimizi söyleyebilirim.
Çev: Hasan Sivri
http://medyasafak.com/haber/1502/bir-isid-lideri-ile-ilk-roportaj--izzet-el-duri-bizimle-birlikte
Suriyeli yerel kaynakların bildirdiğine göre Irak-Suriye sınırındaki Nusra Cephesi liderlerinin IŞİD lideri Ebu Bekir el-Bağdadi’ye biat etmesinden sonra Nusra’nın Şam kırsalındaki liderleri arasında da kopuşlar başladı.
Nusra Cephesi içerisindeki ayrılıkların arttığını belirten kaynaklar, örgütün önde gelen liderlerinden Ebu Cafer Şer’i, Ebu Zehra el-Urduni ve Ebu Hamza el-Ensari’nin de IŞİD Lideri Ebu Bekir el-Bağdadi’ye biat ettiğini öne sürdü.
Kaynaklar, Nusra Cephesi’nden IŞİD’e katılan en önemli ismin Cafer eş-Şami olduğunu belirterek örgütün Doğu Guta’daki Komutanı Şami’nin IŞİD Lideri Ebu Bekir el-Bağdadi’ye biatını açıkladığını ifade etti.
Suudi Arabistan destekli İslam Ordusu adlı grubun lideri Zehran Alluş’un IŞİD’in Şam kırsalında güçlenmeye başladığına dair sözlerini aktaran kaynaklar, Nusra’dan IŞİD’e son katılımların Doğu Guta’da kaygı yarattığını söyledi.
IŞİD'in Musul ve Tıkrit'i ele geçirmesinden sonra Suriye'nin Irak sınırındaki Nusra Cephesi liderlerinin IŞİD'e biat ettikleri açıklanmıştı.
http://www.ydh.com.tr/HD12954_nusradan-iside-katilimlar-artiyor.html
Irak'taki ışid terörü en çok peşmergeye
yaradı. ABD, İsrail ve ışid desteği ile bugünlere gelen K. Irak bölgesel
Yönetimi Başkanı Mesut Barzani Irak'tan ayrılma konusunda çok net
ifadeler kullandı.
Peşmerge lideri Mesut Barzani ilk kez bu kadar net konuştu,
"Artık Kürt halkının geleceğini tayin etme vakti geldi" dedi.
CNN İnternational kanalına röportaj veren Barzani Irakın
artık bir arada kalabilmesinin güç olduğunu söyledi:
Son on yıldır yeni ve
demokratik bir Irak inşa edebilmek için her türlü esnekliği ve çabayı
gösterdik, elimizden gelen her şeyi yaptık. Fakat maalesef bu tecrübe, olması
gerektiği gibi başarılı olmadı. Iraktaki son gelişmelerin ardından, Kürt
halkının kendi geleceğini belirlemesi için fırsatı değerlendirmesi gerektiğinin
artık kanıtlandığını düşünüyorum. Artık Kürt halkının geleceğini tayin etme
vakti geldi. Biz de Kürt halkının kararı neyse onu destekleyeceğiz.
Barzani'nin bu röportajı ABD dışişleri Bakanı John Kerry'nin
Erbil ziyaretinden hemen önce yapması dikkat çekti.
John Kerry Barzani ile kameralar önünde IŞİD terörünü
konuştu ama görüşmenin basına kapalı bölümünde K. Irak petrolü başta olmak
üzere hassas konuların ele alındığı öğrenildi.
ABD her ne kadar Maliki hükümetini destekler gibi görünse de
IŞİD'e silah ve eğitim desteği sağlıyor.
Petrol konusunda da aynı durum sözkonusu.
ABD, K. Irak'ın merkezden bağımsız bir şekilde petrol
satmasına karşı çıkıyor. Ancak petrolün ulaştığı adres bu tepkilerin de göstermelik
olduğunun ispatı.
K. Irak petrolünün ABD'nin tek gerçek müttfeki olan İsrail'e
satıldığı ortaya çıkmıştı.
MELTEM HABER 


http://www.meltemhaber.com/?haber,11363
Irak’ta IŞİD terörü, Hristiyanları da yerinden etti. IŞİD zulmünden kaçan Hristiyanlar güvenli bölgelere göç etti.
IŞİD terör
örgütü, Irak'ın kuzeyinde başlattığı saldırı sonrası yaşanan insani dram
artarak devam ediyor. Musul kentini ele geçiren IŞİD, Hristiyanların
yaşadığı bölge köylerini top atışına tuttu.
Saldırıların artması üzerine Hristiyanlar, Kürt Bölgesel Yönetimi'nin kontrolündeki Erbil'e göç etti. Çok kısa süre içerisinde Erbil'e göç eden yaklaşık 2 bin Hristiyan spor merkezine yerleştirildi.
Çatışmalardan kaçanların bir kısmı ise okullara sığındı. Kaçanlardan bi kadın: "Biz evlerimizden ayrılmak istemiyorduk ama teröristlerin saldırıları sonrası buraya gelmeye mecbur kaldık" dedi.
Irak'ta IŞİD saldırılarının başladığı 10 Haziran'dan bu yana yaklaşık 1 milyon kişinin göç ettiği belirtiliyor.
http://www.on4haber.com/haber/isid-hristiyanlari-goce-zorladi/41501/
Saldırıların artması üzerine Hristiyanlar, Kürt Bölgesel Yönetimi'nin kontrolündeki Erbil'e göç etti. Çok kısa süre içerisinde Erbil'e göç eden yaklaşık 2 bin Hristiyan spor merkezine yerleştirildi.
Çatışmalardan kaçanların bir kısmı ise okullara sığındı. Kaçanlardan bi kadın: "Biz evlerimizden ayrılmak istemiyorduk ama teröristlerin saldırıları sonrası buraya gelmeye mecbur kaldık" dedi.
Irak'ta IŞİD saldırılarının başladığı 10 Haziran'dan bu yana yaklaşık 1 milyon kişinin göç ettiği belirtiliyor.
http://www.on4haber.com/haber/isid-hristiyanlari-goce-zorladi/41501/


















