Suudi sermayeli El Arabiya televizyonunun haberine göre, Suudi Arabistan kuzeyindeki Irak sınırına 30 bin asker gönderdi.
Irak, terör örgütü IŞİD'le mücadele etmek için Suudi Arabistan sınırında bulunan askerlerini iç bölgelere çekmişti.
Irak'ın askerlerini sınır bölgesinden çekmesinin ardından bölgede
boşluk yaşanacağını düşünen Suudi Arabistan 30 bin asker gönderdi.
OBAMA'DAN KRAL'A TELEFON
ABD Başkanı Barack Obama ise, Irak'taki iç karışıklık nedeniyle Suudi
Arabistan Kralı Abdullah'la bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
Görüşmede, Irak'ta her kesimi kapsayarak bir hükümetin kurulmasının önemine işaret edildi.
Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, Obama-Kral Abdullah görüşmesinde
terör örgütü Irak Şam İslam Devleti IŞİD tehdidinin de ele alındığı
belirtildi.
http://www.trthaber.com/haber/dunya/kraldan-irak-sinirina-30-bin-asker-134370.html
Panorama haber sitesi "Obama'nın siyaseti, her işe karışmaktır" başlıklı haberinde Başkan Obama'nın görevinin Amerika'yı savaş ve çatışmalardan uzak tutmak olduğunu ancak Obama'nın uyguladığı siyasetle bunu gerçekleştiremediğini yazdı.
Panorama: "Obama şu anda beş ülkede ölümcül adımlar atmakta, Amerikan ordusu üç ayrı bölgede savaşmaya devam ediyor ve aynı zamanda Arap ülkelerindeki şehir savaşlarında da direkt olarak varlığını sürdürüyor" dedi.
Ordunun ne zamana kadar bu mücadeleleri sürdüreceğinin belli olmadığını ve durumun daha da kötüleşme ihtimalinin de bulunduğunu belirten gazete: "Amerika Yemen savaşında Arabistan'a lojistik ve istihbarat desteği vermekle ve savaş gemilerini Yemen'e göndermekle savaşın içinde yer aldığını gösterdi. Obama attığı bu adımlarla zaten kriz içinde olduğu bu süreçte İran'la da bir gerginlik yaşayabilir. Oysa birçok ortadoğu uzmanı Obama'yı bu konuda uyarmıştı" ifadelerini kullandı.

TR.JAMNEWS
Yemen'de koalisyonun hava saldırısı devam ederken, karada süren çatışmalar ve savaş gemilerinden açılan ateşler de şiddet kazandı.
Reuters haber ajansı, dün yaşanan çatışmaların son haftalardaki en şiddetli çatışmalar olduğu bilgisini verdi.
Sadece dün, altı hava saldırısı düzenlendi ve Sana'daki Cumhurbaşkanlığı sarayı ve askeri noktalar hedef alındı.
Husilerin kontrolündeki Aden körfezinde ise bölgeye gelen yabancı savaş gemileri bölgeyi bombardıman altında tutuyor.

Bu arada İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Emir Abdullahiyan: "Arabistan savaş uçaklarının bölgeye tıbbi malzeme ve gıda yardımının ulaştırılmasına engel oluşu karşılıksız kalmayacak" dedi.
Abdullahiyan, İran'ın Yemen'e insani yardım ulaştırılmasında ve yaralıların nakledilmesi hususunda elindeki tüm seçenekleri kullanacağını açıkladı.

TR.JAMNEWS
Newyork Times Gazetesi, "George Bush, İran'a Ambargoların Kaldırılması Aleyhine Deliller Sundu" başlığıyla verdiği haberde bazı açıklamalarına yer verdi.
Haberde Amerika eski başkanı George Bush'un Cumartesi günü yüzlerce Yahudi mali sponsorlarla yaptığı görüşmede " ABD, verdiği vaatlere sonuna kadar sadık kalacağını göstermelidir" ifadelerini kullandığını bildirdi.
Newyork Times: "George W. Bush, Cumhuriyetçi Yahudi lobisinin gayri resmi olarak düzenlediği oturumda 700 kişiye hitaben yaptığı konuşmada Obama'yı bu konuda eleştirmediğini söyledi. Ancak konuşmasının içeriğinde telaffuz ettiği sözlerle üstü kapalı da olsa Obama'nın siyasetini eleştirmekten kaçınmadı."
Obama'nın İran'la nükleer program üzerinde antlaşmasını da eleştiren Bush, "İran'a karşı uygulanan ve şu ana kadar etkili olan, aynı zamanda İran'ın bu konuda antlaşmaya yanaştığı bir durumda ambargoların kaldırılması akıllı bir hareket midir?" dedi.
Ambargonun kaldırılmasına kesinlikle karşı olduğunu belirten Bush, eğer ambargolar kaldırılırsa Amerika'nın elindeki en büyük kozun da kaybedileceğini söyledi.
TR.JAMNEWS
Dün Amerika'nın Maryland eyaletinin en büyük şehri Baltimore'da, öldürülen zenci genç için toplanan kalabalıkla polis arasında gerginlik yaşandı.
Yaşanan gerginliğin artması üzerine bölgeye milli muhafız takviyesi yapıldı.

Reuters'ın haberine göre: "Dün, polisin tutuklama esnasında yaralanan ve sonrasında hayatını kaybeden 25 yaşındaki Freddie Gray'in cenazesinin kaldırılmasının ardından halkın öfkesi arttı. Göstericilerin polise taş atması, yollarda ateş yakmaları ve etraftaki mağazaları yağmalamaları nedeniyle en az 7 polis yaralandı."
Polisle göstericiler arasında yaşanan gerginliğin artması üzerine yüzlerce milli muhafız bölgeye geldi. Biber gazı ve göz yaşartıcı gaz kullanan polis göstericileri zorlukla dağıtabildi.
Maryland eyalet valisi Larry Hogan, şiddetin artması üzerine müdahale için orduya bağlı milli muhafızları devreye soktuğunu söyledi: "Bu kararı öylesine almadım. Asayişi sağlamak için Milli Muhafızlar başvurulabilecek son adrestir. Bakın, insanlar protesto etme ve kızgınlarını ifade etme hakkına sahiptir. Fakat Baltimore şehri sakinleri toplum içinde güvenlik ve huzuru da hakediyor."
TR.JAMNEWS
Vahabi televizyon kanalı ''Kelime'' Suudi Arabistan'ın Yemen'e başlatmış olduğu ''Kararlılık Operasyonu''nun amblem ve logosunu operasyon boyunca kendi televizyon amblem ve logosuyla değiştirmişti. Şimdiyse Müslüman ve Gayri Müslim alimlerin Yemenlilerin katledilmesinde icma ettiklerini iddia etti.
Vahabi televizyon kanalı ''Kelime''nin spikeri; Eğer Husileri Müslüman
olarak kabul edecek olursak, Kur'an'ı Kerimde ne kadar had uygulama ve
ceza ayeti varsa onlara uygulansa yeridir! Yemenlilerin öldürülmesi
hakkında icma ve görüş birliği var dedi. İlginç olansa Vahabi spiker'in
Birleşmiş Milletleri'de icmaya dahil etmesi oldu.
Vahabi müftüler ellerinde hiçbir delil ve kanıt bulunmamasına rağmen, Şii Husileri dinden çıkmış ve mürtet olarak görmekteler!
Bazı Vahabi müftülerin Yemenli Şii Husiler hakkındaki beyanatları:
Abdulaziz Ali Şeyh: Husiler dinin ve emniyetin düşmanıdır!
Abdurrahman Es-Sudeys: Mescidu'l-Haram'daki cemaat ve Cuma namazlarını
kıldıran şahıs; Yemen savaşı Tarih sayfalarına altın harflerle
yazılacak!
Muhammed Arifi: Suudi rejimin Yemen saldırısını doğrudan destekleyerek
bizzat savaş meydanına gitmiş ve halkı Şii Husilere karşı kışkırtmıştı!
TR.JAMNEWS
Veteriner Fakültesi Doğum ve Jinekoloji Ana Bilim Dalı Başkanı
Prof.Dr. Ragıp Kılıçarslan, fakültenin Avrupa Birliği Eğitim
Akteditasyonu için yaptıkları başvuru ardından 5-6 yıl önce gelen
heyetin bazı eksiklikler tespit ettiğini ve bunların mutlaka yerine
getirmeleri gerektiğini ilettiğini söyledi. Prof.Dr. Kılıçarslan, şöyle
dedi:
"Bize, Avrupa Birliği ülkelerinde verilen eğitimlerde uygulamalarında domuzların da olduğunu, bizim de bunu yapmamız gerektiği söylendi. Biz de bunları teorik ders müfredatlarına koyduk. Ancak, uygulamaları da yapabilmek üzere 5 dişi, 1 erkek domuzu 1-2 ay önce fakültemize kazandırdık. Eğitim birliği amacıyla fakültemizde de domuzların da yer almasını, Avrupa Veteriner Eğitimi Kurumları Birliği (The European Association of Establishments for Veterinary Education) istiyor. Burada verilen eğitimin AB ülkelerindeki veteriner fakültelerinde verilecek eğitimin teorik ve uygulamalarının uyumlu olması ile ilgili uzun bir hazırlık dönemi geçirdik. Önümüzdeki Ekim ayında ziyaretimize gelip; uygulamalarımızı, eğitim sistemimizi tekrar inceleyecekler. Buna uyumlu olduğumuzu kendilerine kanıtlamış olacağız. Bunun amacı; veteriner fakültesi öğrencilerine verilen eğitimin AB ile uyumlu seviyede ve kalitenin artmış olması. İnşallah bu olduğu zaman hepimiz çok mutlu olacağız."
İSRAİL İÇİN ’DOMUZ KOŞULU’ ARANMIYOR
Avrupa Veteriner Eğitimi Kurumları Birliği’nin veteriner fakültelerindeki eğitim sistemine akreditasyon vermek için İstanbul Üniversitesi Veteriner Fatültesi’nden uygulamalı domuz eğitimi istemesine karşılık, Yahudi inancı uyarınca domuz eti tüketilmesinin haram kabul edildiği İsrail’deki fakülteler için bu koşulu aramadığı ileri sürüldü.
habervaktim
BBC Fars’ın Irak ve Suriye’de batı ve Araplar tarafından desteklenen
teröristlerle yakın ilişki içinde olmasına karşın, güya bu medya
organının IŞİD’i haber konusu yapması kendisinin bağlı olduğu üst
düzeydekilerin memnuniyetini celp edemediği doğrultusunda bir izlenim
oluşmuştur.
BBC Fars geçtiğimiz yıllarda çeşitli haber bölümleri ve her alanda
resmi surette IŞİD’i destekleyen değişik siyasi programların
hazırlanmasıyla faaliyet göstermektedir.


Irak halkına karşı IŞİD’in vahşi cinayetlerinin başlamasının ardından
BBC Fars, IŞİD’i desteklemesi ve bu grup için terörist kelimesini
kullanmamasından ötürü izleyicilerinin geniş çaplı tepki ve itirazlarına
maruz kalınca şu iddiada bulunmuştur: “Siyasetimiz gereği ülkelerin
resmi sorumlularından birisi her hangi bir savaşçı grup için terörist
kelimesini kullanmadığı sürece bizde programlarımızda bu kelimeden
yararlanmayacağız.” Ancak söz konusu medya organının sorumluları “Hangi
kurum veya Uluslar Arası Kuruluşun onayıyla bu teröristler için devlet kelimesini kullandınız?” sorusuna cevap vermemiştir.


BBC Fars’ın hazırladığı birkaç programına kısaca bakıldığı zaman bu
kanalın çelişik söylemleri ve bazı konularda yanlış yönlendirmelerini
açıkça göreceğiz. Bununla birlikte söz konusu kanalın bazı muhabirleri
daha da ileri giderek casus unvanında bilgi toplayıp casusluk yapan
kanallara bildiri aktarımı yapmaktadır.

BBC Fars’ın haber yapımcısı Nefise Kuhneverd – yayınlanmış belgeler
esasınca – Islahatçı Partisi gazetelerinin iş birliğiyle İran’daki
faaliyet yıllarında Türkiye Milli İstihbarat Teşkilatına (MİT) casusluk
yapma girişiminde bulunmuştur. Nefise’nin Beyrut, Tahran ve İstanbul’da
İngiltere ve Türk makamlarıyla medyatik çalışmalarla dolu kuşkulu
geçmişi onu tam anlamıyla bir casus yapmıştır.
Nefise Kuhneverd Sadık Saba’yla (BBC Fars Müdürü) gayri ahlaki
ilişkilerinden dolayı baskı altında kalmasının ardından söz konusu
kanalın çalışanlarından birisiyle kurumsal evlilik yapmak zorunda kalmış
ve aynı zamanda bölgenin güvenli olmaması hasebiyle muhabir unvanında
Lübnan’a gönderilmiştir.

IŞİD’in Suriye ve ardından Irak’ta ortaya çıkmasından sonra BBC Fars
tarafından bu terörist grubun savunulması projesi başlamıştır. Ancak
dikkat edilmesi gerekir ki Nefise Kuhneverd IŞİD karşıtı olarak Irak
savaş bölgesine gönderilmesine karşın Arapçayı iyi kullanan uzman bir
muhabire yakışmayan acemi muhabirlik tutumu ve diğer gizli örgütlerle
ortak faaliyet göstermesi onun muhabirlik kimliğini daha da net olarak
ortaya koymaktadır. Keza Nefise’nin İngiltere devlet kanalına bağlı
olduğunu gizleyerek savaş bölgelerinde Irak askerlerinin yanında yer
alması dikkat çekici bir noktadır.


Kaç gün önce Irak halk direniş grubu birliklerinden birisinin komutanı
Cevad Ali Husnavi şehit edildi. Bu şahıs savaş meydanında değil, IŞİD
tarafından çizilen planın eseriyle “Azizü’l Beled” köyünde terör edildi.
IŞİD, halk savaşçılarına karşı bu şekilde ilk defa terör eyleminde
bulundu.
Söz konusu şehidin cephe arkadaşıyla yapılan söyleşi medya
organlarından birisinin bu şehit komutanın nasıl teşhis edilip
ispiyonlandığı üzerindeki perdeyi kaldırmıştır. Bu şahıs şunları dile
getiriyor: Cevad Ali Husnavi İnkılap rehberine ilgi duyması ve çeşitli
resimlerini asmasından dolayı meşhurdu ve hiçbir şeyi de saklamayan
birisiydi. Kendisi birkaç defa Arap muhabirleriyle söyleşi yaptı. En son
söyleşisi BBC Fars’laydı ki bana göre o bu söyleşi onun tanınmasına
sebep oldu.

Diğer taraftan Cevad Ali’nin şahadetinden sonra BBC Fars kendi izini
kaybetmek için fecebook sayfasında bir haber yayınlayarak Cevad Ali
Husnavi’nin şahadetine üzüldüğünü bildirdi.
Nefise Kuhneverd söz konusu şahsın nasıl şehit edildiğini açıklarken
yanlış yer adresi vererek onun terör edilmesini gizlemiş ve Cevap Ali
Husnavi’yi Selâhaddin operasyonunda ölen birisi olarak tanıtmıştır.
Nefise’nin açıklamalarının bir bölümünde şunlar yer almıştır: “Husnavi
Selâhaddin operasyonunda öldürülmüştür.”

Nefise Kuhneverd’in Türkiye’ye casusluk geçmişi ve bu ülkenin birkaç
yıl boyunca IŞİD ve bölge teröristlerine yardımı dikkate alınarak ve
Nefise’nin BBC Fars’a gönderdiği raporların incelenmesiyle rahatlıkla
hali hazırda onun casusluk faaliyetlerine devam ettiğini söyleyebiliriz.
Örneğin Nefise BBC Fars’a gönderdiği raporların birisinde Iraklı
mücahitlerin bindiği araçların teröristlerin aracından ayırma yöntemini
resimli anlatımla bildirerek kendini ele vermiş ve hemen ardından IŞİD
hava saldırısından korunmak için bu yöntemden yararlanmıştır.
Zikredilen bu konular yalnızca BBC Fars’ın geniş ve etnik faaliyetlerinin bir kısmını yansıtmaktadır.
TR.JAMNEWS
"İslam ülkelerinde hemen her gün bir kaç Kerbela yaşanıyor"
İstanbul
Kongre Merkezinde düzenlenen 30. İslam Konferansı Örgütü Ekonomik ve
Ticari İşbirliği Daimi Komitesi (İSEDAK) toplantısının açılış töreninde
konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dünyada artık her gün farklı
ülkelerde birden fazla Kerbela yaşandığını kaydetti.
İslam'ın en kutsal mekanlarından Mescid-i Aksa'ya barbarların postallarıyla girdiğini ama kimsenin sesinin çıkmadığını anlatan Cumhurbaşkanı, İslam dünyasına çağrı yaparak, "Kardeşlerim ne olur şöyle manzaraya bakalım, kim kazanıyor, kim kaybediyor? Bunu görelim. Şayet bunu görebilirsek çözümün fitilini ateşlemiş oluruz" dedi.
İslam dünyasının sorunlarını yine İslam dünyasının çözebileceğini anlatan Erdoğan, "Dışarıdan gelenler İslam coğrafyasının petrol, altın, iş gücünü seviyor" diye konuştu.
İslam'ın en kutsal mekanlarından Mescid-i Aksa'ya barbarların postallarıyla girdiğini ama kimsenin sesinin çıkmadığını anlatan Cumhurbaşkanı, İslam dünyasına çağrı yaparak, "Kardeşlerim ne olur şöyle manzaraya bakalım, kim kazanıyor, kim kaybediyor? Bunu görelim. Şayet bunu görebilirsek çözümün fitilini ateşlemiş oluruz" dedi.
İslam dünyasının sorunlarını yine İslam dünyasının çözebileceğini anlatan Erdoğan, "Dışarıdan gelenler İslam coğrafyasının petrol, altın, iş gücünü seviyor" diye konuştu.
ABD'de
19 yaşındaki genç kız, Suriye'de savaşan IŞİD militanına aşık oldu.
Genç kız aşkı için Türkiye üzerinden Suriye'ye gitmeye hazırlanırken FBI
tarafından gözaltına alındı.
ABD'nin
Denver kentinde yaşayan 19 yaşındaki Shannon Maureen Conley, internet
üzerinden Suriye'de savaşan bir IŞİD militanıyla tanıştı.IŞİD
militanına aşık olan genç kız, Almanya ve Türkiye üzerinden Suriye'ye
geçmek için hazırlık yaptı. Suriye'ye gitmek için yola çıkan genç kız 8
Nisan'da Denver Uluslararası Havaalanı'nda FBI ajanları tarafından
gözaltına alındı.
FBI tarafından gözaltına alınan Conley terör örgütü IŞİD’a maddi destek sağlamaya teşebbüsle suçlandı.
Diplomalı hemşire lisansı bulunan Shannon Maureen Conley internet üzerinden tanıştığı ve kendisiyle evlenmek isteyen IŞİD militanının yanına gitmek için Almanya üzerinden Adana'ya gelecekti. Buradan da kara yoluyla Suriye'ye geçecekti.
Genç kızın ailesi, FBI'ya yaptığı açıklamada kızlarının evlenmek istediği kişinin 32 yaşında Tunuslu bir IŞİD militanı olduğunu söyledi.

Shannon Maureen Conley, Müslüman olmadan önce 2012 yılında annesi ve kızkardeşleriyle birlikte.
32 yaşındaki Tunuslu militanın, hemşire olan Conley'yi yaralanan IŞİD militanlarına yardım etmek için ikna ettiği belirtildi.
Gözaltı sonrası ifade veren 19 yaşındaki genç kız, IŞİD'in yasadığı bir örgüt olduğunu bildiğini, tutuklanma ihtimalinin bulunduğunu bu nedenle bir daha ABD’ye geri dönmemek üzere yola çıktığını söyledi.
İfadesinde savaşa karşı olduğunu belirten Conley, "Eğer savaş zorunluluksa o zaman evet savaşırım. Bunu isteyerek yapmasam da savaşırım’’ dedi.
ABD'li yetkililer, 19 yaşındaki Shannon Conley'nin askeri eğitim almak için geçtiğimiz Aralık ayında ABD ordusuna yazılma girişiminde bulunduğunu da belirtti.
ABD'li yetkililer, Conley'nin Suriye'ye gitmesini engellemek için genç kızın ailesiyle de işbirliği yaptı.
http://www.internethaber.com/isidden-19-yasindaki-kiza-korkunc-tuzak-693048h.htm
FBI tarafından gözaltına alınan Conley terör örgütü IŞİD’a maddi destek sağlamaya teşebbüsle suçlandı.
Diplomalı hemşire lisansı bulunan Shannon Maureen Conley internet üzerinden tanıştığı ve kendisiyle evlenmek isteyen IŞİD militanının yanına gitmek için Almanya üzerinden Adana'ya gelecekti. Buradan da kara yoluyla Suriye'ye geçecekti.
Genç kızın ailesi, FBI'ya yaptığı açıklamada kızlarının evlenmek istediği kişinin 32 yaşında Tunuslu bir IŞİD militanı olduğunu söyledi.

Shannon Maureen Conley, Müslüman olmadan önce 2012 yılında annesi ve kızkardeşleriyle birlikte.
32 yaşındaki Tunuslu militanın, hemşire olan Conley'yi yaralanan IŞİD militanlarına yardım etmek için ikna ettiği belirtildi.
Gözaltı sonrası ifade veren 19 yaşındaki genç kız, IŞİD'in yasadığı bir örgüt olduğunu bildiğini, tutuklanma ihtimalinin bulunduğunu bu nedenle bir daha ABD’ye geri dönmemek üzere yola çıktığını söyledi.
İfadesinde savaşa karşı olduğunu belirten Conley, "Eğer savaş zorunluluksa o zaman evet savaşırım. Bunu isteyerek yapmasam da savaşırım’’ dedi.
ABD'li yetkililer, 19 yaşındaki Shannon Conley'nin askeri eğitim almak için geçtiğimiz Aralık ayında ABD ordusuna yazılma girişiminde bulunduğunu da belirtti.
ABD'li yetkililer, Conley'nin Suriye'ye gitmesini engellemek için genç kızın ailesiyle de işbirliği yaptı.
http://www.internethaber.com/isidden-19-yasindaki-kiza-korkunc-tuzak-693048h.htm
Terör çetesi Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) lideri Ebubekir el Bağdadi, yayınlanan yeni bir ses kaydında, Vahabi örgütler gibi Müslümanlara karşı cihat çağrısı yaptı.
Geçtiğimiz günlerde ismini “İslam Devleti” olarak değiştiren ve El
Bağdadi’yi de halife ilan eden Terör çetesi örgütten yeni bir açıklama
geldi.Örgüt, önce Şiilere karşı savaştığını söylerken, Sünnilere karşı
da cihat ilan etti ve kendilerine biat etmeyen Sünni ve Şiayı kafir ilan
etti. İngilizlerle ABD ve İsrai tarafından beslenen bu hariciler
çetesine karşı Irak’taki Sünni ve Şii ulema da cihad çağrısı yaptı. Bu
çağrının ardından IŞİD terör örgütü hızla adam kaybetmeye ve gerilemeye
başladı.
Reuters’ın haberine göre, internette yayınlanan ses kaydında dünyadaki tüm Müslümanları “İslam Devleti”ne göç etmeye çağıran El Bağdadi, “İslam’in evine gelmek farzdır” dedi.
El Bağdadi ayrıca dünya genelindeki tüm Müslümanlara karşı yapılan yanlışların intikamının alınması için IŞİD militanlarına çağrıda bulundu.
http://rasthaber.net/isid-sunni-ve-siileri-kafir-ilan-etti/
Reuters’ın haberine göre, internette yayınlanan ses kaydında dünyadaki tüm Müslümanları “İslam Devleti”ne göç etmeye çağıran El Bağdadi, “İslam’in evine gelmek farzdır” dedi.
El Bağdadi ayrıca dünya genelindeki tüm Müslümanlara karşı yapılan yanlışların intikamının alınması için IŞİD militanlarına çağrıda bulundu.
http://rasthaber.net/isid-sunni-ve-siileri-kafir-ilan-etti/
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, Batı kontrolündeki terör örgütlerinin İslam dünyasında Şii-Sünni çatışması çıkarmak istediğini ifade ederek, “Bunlar ne Sünni, ne de Şii’dir. Bunlar geçmişin tabiri ile eşkıya, günümüzün tabiri ile teröristtir” dedi
YENİ MESAJ/TRABZON
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel
Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Trabzon’un Akçaabat İlçesi’nden Meltem
Medya Grubu’nda canlı yayınlanan iftar programına konuk oldu. Prof. Dr.
Baş, gündemin başlıca konusu olan İslam coğrafyasındaki kaos ve Müslüman
kanının dökülmesi konusunda değerlendirmelerde bulundu.
Sünni böyle şey yapmaz!
BTP
Genel Başkanı, bir Müslümanın Sünnilik adına herhangi bir cana kast
etmesinin hiç mümkün olmadığına işaret ederek, şöyle devam etti: “Böyle
bir Sünni olamaz. Bunlar ne Sünni’dir, ne de Şii’dir. Bunlar geçmişin
tabiri ile eşkıya, günümüzün tabiri ile teröristtir. Teröristin de şu
veya bu mezhepten olması asla mümkün değildir. Yapılan işlerin tamamı
dinin dışındadır. Diyelim ki bunlar Sünnilik adı altında bu cinayetleri
işliyorlar, İslam dininde bir insanın böyle bir hakkı olması asla mümkün
değildir. Nereden bunu biliyorsun? Bakın Yüce Allah Kuran-ı Kerim’de
‘Bir Müslümanı kasten öldüren cehennemliktir’ buyuruyor. Bu senin, benim
görüşüm değil Yüce Allah’ın beyanı.”
İslam can emniyetini temin için gelen bir dindir
BTP
Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, “Bu gruplar bu katliamlarını bir
takım fetvalarla yaptıklarını söylüyorlar. Bu işler dinin gereği midir,
dinden midir?” sorusuna ise şu cevabı verdi: “Dinen bu olayların bu
şekilde olması hiç mümkün değildir. Neden? Çünkü İslam dini can, mal,
namus, din ve vicdan emniyetini temin etmek için gelen bir dindir,
Allah’ın vahyettiği dindir. Dolayısıyla bir din hem can emniyetini temin
edecek, hem de insanların canına kıyacak emri verecek. Bunun olması
mümkün değildir. Mal emniyetini temin edecek bir din bir başka kuralla
da onu yok edecek. Böyle bir şeyin olması da asla mümkün değildir. İslam
dini koyduğu kurallarla bilakis böyle bir şeyin olamayacağını, bunun
haramlığını beyan ederek insanları bu sınıra yaklaşmamasını temin
ediyor, emrediyor.”
Şii-Sünni çatışması çıkarmak istiyorlar
Batı
kontrolündeki terör örgütlerinin İslam dünyasında Şii-Sünni çatışması
çıkarmak istediğini ifade eden BTP Lideri şöyle konuştu: “İslam’ın
sahibi Allah (cc), ikincisi Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (SAV).
Haram ve helal sınırlarını koyan Allah ve Resulüdür. Allah diyor ki
‘öldüremezsin ve sen diyorsun, öldürürüm.’ Sen burada kendini Allah’ın
yerine koyuyorsun. Sen kim oluyorsun! Onun için şu veya bu bahane ile
birlikte işte biz filancanın içtihadı ile bunu yapıyoruz,
Şiileri-Alevileri katlediyoruz şeklindeki görüşlerin tamamı batıldır,
İslam dışıdır. Bunlara hiç kimsenin uyma hakkı yoktur. Mevedded ayeti
var. Allah şöyle buyuruyor, ‘De ki peygamberliğime karşılık sizden Ehl-i
Beyt’imi sevmemizi istiyorum.’ Şimdi Müslümanın sevmekle mükellef
olduğu Ehl-i Beyt’i seven insanlara kâfir diyorlar. Şu mantığa bakın.
Bunlar ecnebilerin tahriki ile İslam dünyasında fitne fesat
çıkarıyorlar. Yani Müslümanın sevmesi gerektiği bir insan o fiili
işleyecek sen de buna niye sevdin diye kâfir diyeceksin, katline
vaciptir diyeceksin. Bu yaptıkları şeytanın bile aklına gelmeyen büyük
bir fitne olayıdır. Bu hareketleriyle şeytana bile taş çıkarıyorlar.
Bizi takip edenler bu işi çok iyi bilsin.”
Ebu Bekir Bağdadi’yi halife seçerek Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD) adını değiştiren ve Hilafet Devleti (HD) ilan eden örgütün piramit tarzı bir yapılanmaya sahip olduğu bildirildi.
El Alem televizyonun haberine göre gizli bir terör örgütü olduğu için örgütsel yapısı konusunda herhangi bir açıklama yapmasa da piramit tarzı bir yapılanmaya sahip olan örgütte piramidin tepesinde Ebu Bekir Bağdadi bulunuyor.
Hilafet Devleti ilanının ardından kendini halife olarak belirleyen ve Ebu Bekir el-Bağdadi adıyla tanınan İbrahim Avvad İbrahim el-Bedri es-Samerrai, örgütte tüm kararları alan ve tüm atama ve azillere karar veren kişi olarak biliniyor.
Örgütün emir ve komutan olarak adlandırdığı makamlara atamalar ve Askeri Şura emirleri onun tarafından gerçekleştiriliyor, Bağdadi’nin görüşüne uymayan hiçbir karar alınamıyor.
Örgütün en önemli birimlerinden olan Askeri Şura’nın başkanlığını Ebu Ahmed el-Ulvani yapıyor, üç üyenin de yer aldığı bu kurulun komutanların yönetimi, operasyonların planlanması ve izlenmesiyle görevli olduğu belirtiliyor.
Askeri Şura’nın başkanı, Şura Meclisi ile istişareden sonra Bağdadi Tarafından tayin ediliyor.
Ebu Erkan el-Amiri başkanlığındaki Şura Meclisi’nde örgütün önde gelen isimlerinden oluşan 9 veya 11 kişinin bulunduğu bildiriliyor. Bu üyeler de yine Bağdadi tarafından tayin ediliyor.
Vilayetlere atanacak valileri ve Askeri Şura üyelerini belirlemek ve bunları Bağdadi’nin onayına sunmak Şura Meclisi’nin görevleri arasında bulunuyor. Teorik olarak örgütün liderini görevden alma yetkisine sahip olduğu söylense de pratikte bu yetkinin hiçbir değeri bulunmuyor.
Örgütün yargı işleri ise Ebu Muhammed el-Ani başkanlığındaki Şer’i Kurullar tarafından icra ediliyor.
Şer’i Kurulların; yargılama, sorunların çözümü ve iyiliğin emredilip kötülükten sakındırılması; irşat, örgüte üye olmaya davet ve cihat emri vermek gibi görevleri bulunuyor.
Örgütün güvenlik ve istihbarat biriminin ise Bağdadi’nin kalabileceği yerleri belirlemek, buraların güvenliğini sağlamak ve yapacağı görüşmeleri koordine etmekle görevli olduğu belirtiliyor.
Örgütün güvenlik ve istihbarat şurasının başında Saddam rejimindeki Irak istihbarat subaylarından Ebu Ali el-Enbari bulunuyor. Şurada Enbari’den başka yine Sadam dönemin istihbaratçılarından oluşan iki üye yer alıyor.
Örgütte basın ve sosyal medya sorumlusu olarak Ebu Esir el-Amr el-Absi, örgütün sözcüsü olarak da Ebu Muhammed el-Adnani’nin ismi biliniyor.
http://www.ydh.com.tr/HD12968_hilafet-devletinin-orgutsel-yapisi.html
Hilafet ilan ederek "İslam Devleti'ni kurduğunu
açıklayan Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) adlı terörist grup şimdi de
pasaport bastı.
Akşam'ın
haberine göre; işgal ettiği Irak'ın Musul kentinde basılan pasaportun
üstünde IŞİD'in bayrağındaki sembollerin yanı sıra üst tarafında 'Halife
İslam Devleti' ibaresi bulunuyor.
IŞİD'in Irak'ın Rakka kentinde yaptığı geçiş töreninde ise bir SCUD füzesi yer aldı. Füzenin Irak ordusundan olabileceği ifade ediliyor. Uzmanlar, IŞİD'in SCUD füzesini kullanabilme kapasitesinin olmadığını belirtiyor.
http://www.on4haber.com/haber/bu-da-hilafet-pasaportu-/41916/
IŞİD'in Irak'ın Rakka kentinde yaptığı geçiş töreninde ise bir SCUD füzesi yer aldı. Füzenin Irak ordusundan olabileceği ifade ediliyor. Uzmanlar, IŞİD'in SCUD füzesini kullanabilme kapasitesinin olmadığını belirtiyor.
http://www.on4haber.com/haber/bu-da-hilafet-pasaportu-/41916/
Ankara kulisleri IŞİD bir örgüt ve siyasi
bir yapı olarak detaylı şekilde masaya yatıran ve "El Kaide'nin devamı
gibi görmek büyük bir hata olur" diyen raporu konuşuyor.
Raporda özellikle vurgulanan bazı başlıklar şöyle:
• IŞİD’in siyasi amacı Irak ve Suriye başta olmak üzere bölgedeki ülkelerde devlet yapısını çökerterek, iç savaş yoluyla siyasi haritayı değiştirmek. Orta vadeli hedef Emirlik benzeri bir yapı kurarak Sunni cemaati biraraya toplamak. Bir “Ümmet devleti” yaratmak.
• IŞİD’in Suriye ve Irak’ta 10.000 savaşçısı bulunuyor. Bunların yaklaşık üçte biri eğitimli savaşçılar ya da eski askerler. 800 kadarının Avrupa kökenli olduğu tahmin ediliyor.
• Bir geniş yapı olarak IŞİD’in 15.000’i silahlı 25.000 kişiye sahip olduğu öngörülüyor. Akışkan bir görüntü vermesine rağmen çok etkili ve hızlı bir komuta yapısı var. Bu haliyle terör örgütü değil neredeyse düzenli ordu ve ona destek veren milis güçleri tanımı yapılabilir.
• Savaş taktiği ağırlıklı olarak Bağdat’ın çevresindeki çemberde yoğunlaşmak ve o çemberi parçalara bölerek kenti düşürmek.
• IŞİD devleti yok ediyor ama şehirleri koruyan bir yapı kuruyor. Musul gibi bir şehrin düşmesi ama yıkılmaması da bundan. Şehirler bu şekilde neredeyse kendi kendine bağımsız hale geliyor.
• Askeri taktik olarak ABD ’nin Afganistan’da ve Irak’ın bir bölümünde uyguladığı taktiği uyguluyor. Beklenmedik ani bir saldırı ile ortama korku ve dehşet saçıyor. Ardından oradaki devlet güvenlik güçleri ortamı terkediyor. Bölge böylece steril hale getiriliyor. IŞİD, ABD’den öğrendiğini Irak halkına karşı uyguluyor.
• ABD bölgeden çekildiği ve onların inşa ettiği “Uyanış” hareketleri de darmadağın olduğu için bölgenin boşluğu, İran dahil pekçok gücün etkisini belirgin hale getiriyor. İran açıkça müdahil olursa bu Sünnileri yeniden El Kaide ve IŞİD’in yanına itecektir.
• IŞİD Bağdat’ı Musul kadar kolay alamayacaktır çünkü kentin girişleri kuvvetli korunuyor ve zayıf koridor bulmaları pek mümkün değil. Ama IŞİD şehri dışarıdan vurmayı tercih edebilir, yerden havaya atılan füzelerle Balad Hava üssü, Bağdat Havaalanı ve Taji Üssü gibi stratejik noktalar düşürülebilir.
• IŞİD eninde sonunda ele geçirdiği noktaları kontrol etmek ile daha da ilerlemek arasında bir tercih yapmak zorunda kalacak. Tahminimizce ilerlemek yerine mevcudu kontrol etmeyi seçecektir. Kürtlerle bir çatışmayı göze alması halinde muhtemelen elindeki başka yerleri kaybedebilir.
Ankara’nın bu strateji raporunun satır aralarında Batı’nın atmayı deneyebileceği adımlar da var. Ama temel açmaz şu cümlelerde yatıyor:
“Maliki yönetimi ile oyunun eski kurallarına dönmek ve Sünni çoğunluğun da dahil olduğu bir politik sistem kurmak ve İran’lı Şiilerin de bu sistemden dışlanmamasını garanti etmek en büyük açmaz gibi görünüyor”
ESKİ NATO KOMUTANI: ÖZEL KUVVETLER GİRMELİ
Bütün bu tartışmalar arasında Atlantic Council’in internet sitesi için bir makale kaleme alan NATO Müttefik Kuvvetler Eski Komutanı Emekli Oramiral James Stavridis, NATO üyelerinin Özel Kuvvetleri’nin Türkiye sınırından bölgeye girmesi gerektiğini belirtti.
Stavridis şöyle yazdı:
“IŞİD gibi gruplar bir noktada gözlerini Batı başkentlerine çevirecekler. Bu durumda bu tehdidi yok etmek için NATO elinden geleni yapmalı. Burada en kritik nokta Türkiye’nin güney sınırıdır. NATO’nun Mons’daki Özel Kuvvetler Komutanlığı bir operasyon için devreye girebilir. ABD 300 tane Özel Kuvvetler Askeri’ni bölgeye gönderiyorsa 100 tane de diğer müttefiklerden gelmeli. Yazık ki NATO’daki müttefiklerimiz bu konuda çok da istekli görünmüyor.”
Stavridis, yazıda özellikle NATO Özel Kuvvetleri’nin Türkiye’nin Irak ve Suriye sınırından sızmalarla bölgedeki durumu daha net görmesi gerektiğini yazdı ve şu ifadeleri kullandı:
“Özel Kuvvetler sınırı geçerek içeriden tam ve gerçek bilgi alabilir, olası bir NATO müdahalesi için hazırlık yapabilirler. Türkiye sınırı içinde halen görev yapan ve Türkiye’ye özellikle Kürt ayrılıkçı hareketine karşı yardım eden ABD ve NATO güçleri de izleme ve istihbarat anlamında destek verebilir. Bu, çok tartışma yaratacak ve yükseğe konmuş bir çıta ama bence ittifakın liderlik kadrosu tarafından değerlendirilmeli. Bölge kontrolden çıkıyor ve 'NATO müdahil olmasın' demek büyük bir hatayı Avrupa ve ABD sınırlarına kadar taşımak anlamına gelebilir. Unutmayalım ki, İttifakın güney kanadı açık ve yakın tehlike altındadır”
http://www.yurtgazetesi.com.tr/gundem/ankaranin-konustugu-isid-raporu-h55919.html
IŞİD ve PKK'nın Suriye kolu olan YPG
arasında şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Çatışmalar Türkiye sınırındaki
Cerablus kasabası ve Kobani bölgesinde halen sürüyor.
Suriye'nin Halep kentinin Türkiye sınırındaki Cerablus kasabası ve Kobani bölgesinde, Irak Şam İslam Devleti ile YPG birlikleri arasında şiddetli çatışmalar var.
IŞİD’in elindeki Cerablus kasabası ile PKK'nın Suriye kolu PYD'nin elindeki Zor Mağar köyü civarında yaşanıyor. Bölgedeki Al Jazeera kaynaklarına göre gün boyu süren çatışmalarda 20 YPG mensubu öldürüldü.
KOBANİ'DE 30 IŞİD MİLİTANI ÖLDÜ
IŞİD bölgeye Irak’ta el koyduğu bazı zırhlı araçlar ve füzeleri sevketti. Fırat haber Ajansı'na göre PYD'nin özerklik ilan ettiği Kobani bölgesinde de çatışmalar var. Ajans, bölgedeki çatışmalarda 30 IŞİD mensubunun öldürüldüğünü kaydetti. YPG, PKK’nın Suriye kolu olan PYD’nin silahlı kanadı olarak biliniyor.
KÜRTLERE TESLİM OLUN ÇAĞRISI YAPMIŞTI
Kısa bir süre önce Halep’in kuzeyinde Türkmen köylerine başlattığı operasyonda ilerleme kaydeden IŞİD, yayımladığı bildiride sınır boyunda bulunan Kürt bölgelerini de teslim olmaya çağırmıştı.
Irak’ta başlayan çatışmaların ardından 2 binden fazla mensubunu bu ülkeye gönderen Suriye’deki IŞİD birlikleri, son bir hafta içerisinde yeniden Suriye’de bulunan cephelerde yığınak yapmaya başladı.
SINIR FİİLEN ORTADAN KALKTI
Nusra Cephesi ve diğer muhalif gruplar hafta sonu Suriye’nin Deyr Ez Zor kentinde bulunan, Irak sınırındaki Ebu Kemal kasabasında IŞİD mensuplarıyla çatışmaya başladı.
IŞİD 10 Haziran’da Musul’u ele geçirdikten sonra Fırat ve Dicle nehirleri çevresinde de etkinliğini büyük ölçüde artırdı ve Suriye ile Irak arasındaki sınırı fiilen ortadan kaldırdı.
http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/89769/Sinirda_catisma_cikti_.html
IŞİD, Irak’a saldırırken de AKP’den destek almaya devam ediyor. Teröristler, Suriye sınırından Türkiye’ye serbestçe girip çıkarken İstanbul, Gaziantep ve Hatay havaalanları da yurtdışından gelenler için transit geçiş noktası oldu
AKP’nin IŞİD’in Suriye’deki birimlerine desteğinin el altından sürdüğü ortaya çıktı. AKP’nin örgüte sağladığı kolaylıkların, Irak’taki gelişmelerin ardından da devam ettiği öğrenildi.
IŞİD’ın Musul’u ele geçirmesi ve Irak’ta Sünni aşiretler ile yaptığı işbirliği sonucu, Anbar vilayetinde belirli merkezleri denetim altına almasıyla, bölge dengeleri altüst oldu. Mesud Barzani’ye bağlı peşmergelerin Kerkük’ü ele geçirmesine ses çıkarmayan AKP, IŞİD’e karşı adım atmadığı gibi, örgüte Suriye-Türkiye sınır ekseninde bugüne kadar sağlamış olduğu hareket serbestisinde de hiçbir kısıtlamaya gitmediği ortaya çıktı.
MİT SINIRDAN GEÇİŞLERİ BİLİYOR
Aydınlık’a ulaşan bilgilere göre, örgüt militanları, IŞİD’in Musul’u ele geçirip Başkonsolos dahil 49 kişiyi rehin almasından sonra bile, AKP’nin verdiği talimat doğrultusunda yerel makamların sağladığı kolaylıklardan yararlanmayı sürdürdüler. IŞİD militanlarının, Türkiye-Suriye-Irak üçgeni dahil olmak üzere, Suriye sınırı boyunca uzanan çeşitli güzergâhlardan Türkiye’nin sınır illerine kolaylıkla geçmeye devam ettiği ortaya çıktı. Söz konusu militanların MİT’in bilgisi haricinde Türkiye’ye geçmelerinin mümkün olmadığı belirtildi. Sınır illerindeki IŞİD trafiğinin yoğunluğunu sürdürüyor olmasına karşın, güvenlik güçlerinin hemen hiçbir operasyon düzenlememiş olması da dikkat çekti.
Aydınlık’a bilgi veren kaynaklar, IŞİD militanlarının sınır illerindeki faaliyetleri nin kamuoyuna yansıyanın çok daha ötesinde olduğuna işaret ederlerken, güvenlik güçlerinin bütün bu faaliyetlerden haberdar olmasına karşın ses çıkarmadığını belirttiler. Özellikle, yurtdışından gelen teröristlerin Suriye’ye geçişinde İstanbul, Gaziantep ve Hatay’daki havaalanlarının önemli bir transit noktası olduğu dile getirilirken, sadece bu havaalanlarındaki güvenlik kameralarının incelenmesi durumunda bile örgütün militanlarının yakalanmasına ilişkin önemli veriler elde edilebileceği vurguladılar.
Devletin resmi raporlarında, yabancı ülkelerden Hatay’a gelen teröristlerin Reyhanlı ilçesinin Bükülmez, Kuşaklı, Beşaslan köyleri, Altınözü ilçesinin Hacıpaşa beldesi, Yayladağı ilçesinin de Güveçci köyünden Suriye’ye geçtikleri bilgisi yer alıyor.
Deniz Kahraman
http://www.aydinlikgazete.com/mansetler/45007-isidin-musul-isgaline-turkiyede-karar-verildi.html
Irak Ordusu, Salahaddin, Diyala ve Babil illerinde düzenlenen kara
ve hava operasasyonlarında 86 IŞİD teröristinin öldürüldüğünü açıkladı.
Irak Başbakanı Maliki ise kan döken ve insan öldürenler hariç genel af
önerisinde bulundu.
Irak Ordusu, Salahaddin, Diyala ve Babil illerinde düzenlenen operasyonlarda 86 IŞİD teröristini öldürdü.
Savunma Bakanlığı, son bir gün içinde üç ilde yapılan kara ve hava operasyonları hakkında bilgi verdi.
Babil'in kuzeybatısındaki Cirf El Sakır kasabasındaki bir meyve bahçesine düzenlenen hava operasyonunda 60 terörist öldürüldü. Operasyonda teröristlere ait 9 araç da kullanılamaz hale getirildi.
Salahaddin iline bağlı El Şirgat ilçesinde de istihbarat alınması üzerine kaymakamlık binası vuruldu. Hava harekatında en az 20 teröristin öldürüldüğü açıklandı.
Diyala ilinde de askeri birlikler İran sınırına yakın Şervin köyüne baskın yaptı. Çatışmalarda 6 terörist öldürüldü.
Teröristlere karşı aralıksız operasyonları sürdüren yönetim, genel af için de düğmeye bastı.
Genel af önerisi, Irak Başbakanı Nuri El Maliki'ye ait... Maliki, "Bölgede hükümete karşı savaşan insanlara doğru olan yolu seçmeleri için genel af öneriyorum" dedi. Maliki, affın sınırını da çizdi.
Kan döken ve insan öldürenlerin dışındakiler genel affa dahil edilecek.
http://www.ulusalkanal.com.tr/dunya/iside-agir-darbe-h31477.html
Irak Ordusu, Salahaddin, Diyala ve Babil illerinde düzenlenen operasyonlarda 86 IŞİD teröristini öldürdü.
Savunma Bakanlığı, son bir gün içinde üç ilde yapılan kara ve hava operasyonları hakkında bilgi verdi.
Babil'in kuzeybatısındaki Cirf El Sakır kasabasındaki bir meyve bahçesine düzenlenen hava operasyonunda 60 terörist öldürüldü. Operasyonda teröristlere ait 9 araç da kullanılamaz hale getirildi.
Salahaddin iline bağlı El Şirgat ilçesinde de istihbarat alınması üzerine kaymakamlık binası vuruldu. Hava harekatında en az 20 teröristin öldürüldüğü açıklandı.
Diyala ilinde de askeri birlikler İran sınırına yakın Şervin köyüne baskın yaptı. Çatışmalarda 6 terörist öldürüldü.
Teröristlere karşı aralıksız operasyonları sürdüren yönetim, genel af için de düğmeye bastı.
Genel af önerisi, Irak Başbakanı Nuri El Maliki'ye ait... Maliki, "Bölgede hükümete karşı savaşan insanlara doğru olan yolu seçmeleri için genel af öneriyorum" dedi. Maliki, affın sınırını da çizdi.
Kan döken ve insan öldürenlerin dışındakiler genel affa dahil edilecek.
http://www.ulusalkanal.com.tr/dunya/iside-agir-darbe-h31477.html
Katliamcı örgüt IŞİD'in Musul'u ele geçirdiği günlerde rehin aldığı Türkiyeli şoförleri bugün serbest bıraktığı duyuruldu.
http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/isid-turkiyeli-soforleri-serbest-birakti-haberi-94419
http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/isid-turkiyeli-soforleri-serbest-birakti-haberi-94419
Tikrit, Samarra, Felluce gibi kentlerde Irak ordusunun düzenlediği operasyonlar sonucunda, ordu birlikleriyle IŞİD militanlarının karşı karşıya geldiği belirtiliyor
Irak’ta ülkenin ikinci büyük kenti Musul’un, 10 Haziran’da radikal dinci Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütünün eline geçmesinin ardından en yoğun çatışmalar yaşanıyor.
Tikrit, Samarra, Felluce gibi kentlerde Irak ordusunun düzenlediği operasyonlar sonucunda, ordu birlikleriyle IŞİD militanlarının karşı karşıya geldiği belirtiliyor.
Ülkede en şiddetli çatışmalar ise Saddam Hüseyin’in de memleketi olan Tikrit’te yaşanıyor. Irak ordusuna bağlı Samarra Operasyonları Komutanlığı kaynaklarından alınan bilgiye göre, ordu Samarra'dan iki kanal üzerinden Salahaddin vilayetinin merkezi Tikrit yönünde ilerleme kaydetti. Ordu ile IŞİD arasındaki çatışmaların Tikrit-Samarra yolunda devam ettiği bildirildi.
Irak devlet televizyonu ‘Irakiye’, bir süredir IŞİD’in elinde olan Tikrit kentinde kontrolün tamamen ordu güçlerine geçtiğini iddia etti. IŞİD’in haziran ayının ilk yarısında bölgeye düzenlediği saldırının ardından Irak ordusunun askerleri bölgeden çekilmişti.
‘Felluce'de 7 IŞİD mensubu öldürüldü’
Öte yandan emniyet kaynakları, Enbar vilayetine bağlı Felluce kentinde ordu ile IŞİD militanları arasında meydana gelen çatışmalarda 7 IŞİD mensubunun öldüğünü aktardı.Havadan desteklenen ordu birlikleri, Felluce'nin doğusundaki köylerde IŞİD ile çatışmaya girdi. Çatışmada 7 IŞİD mensubu öldürülürken, örgüte ait 3 araç ateşe verildi. Ordu birliklerinin, silahlı gruplar tarafından kışlalara saldırı düzenlenmesi ihtimaline karşı kentin doğusunda konuşlandığı kaydedildi.
Bir süredir çatışmaların ve otorite boşluğunun yaşandığı ülkede, Irak Şam İslam Devleti örgütü militanları ve bazı aşiret güçleri, Musul, Tikrit, Bakuba ve Telafer kentlerini kontrolü altına almıştı. Bölgedeki Enbar'ın El-Kaim, Rave, Aneh, Ratbe ve Hadise ilçeleri de IŞİD'in eline geçmişti.
Telafer’de Şii Türkmenlerin evleri yağmalandı
Irak'ın Ninova vilayetine bağlı Telafer kentinde ise Şii Türkmenlerin terk etmek zorunda kaldığı evlerinin yağmalandığı bildirildi. AA muhabirine konuşan Türkmen aktivist Murteda Musa, "Telafer'den kaçmak zorunda kalan Türkmenlerin evleri bir hafta önce yağmalanmaya başladı ve onlarca kamyon dolusu ev eşyasının el-Beac bölgesine doğru götürüldüğünü müşahede ettik" dedi.IŞİD örgütünün evlerine dönmek isteyen Türkmenlerden sadece Sünni olanlarına izin verdiğini dile getiren Musa, "Dolayısıyla sadece Şii Türkmenlerin evleri sahipsiz ve yağmalamaya maruz kaldı" diye konuştu. Telafer'den kaçarak evlerini terk etmek zorunda kalan Türkmenlerden yüzlerce Sünni aile 2 gün önce IŞİD'in çağrısı üzerine evlerine dönmüştü.
Bir süredir çatışmaların ve otorite boşluğunun yaşandığı ülkede, IŞİD militanları ve bazı aşiret güçleri, Musul, Tikrit, Bakuba ve Telafer kentlerinin yanı sıra Enbar'ın El-Kaim, Rave, Aneh, Ratbe ve Hadise ilçelerini de ele geçirmişti. Çatışmalar dolayısıyla yaklaşık 1 milyon sivil göç etmek zorunda kalmıştı.
http://t24.com.tr/haber/irak-devlet-televizyonu-ordu-tikrit-kentini-geri-aldi,262633



















