Nahda’dan istifa açıklaması
Müslüman Kardeşler’in Tunus kolu
Nahda’nın başı çektiği toalisyon hükümeti, muhalefetle yapılacak görüşmelerin
arkasından istifa edeceğini açıkladı. Hükümetin bu kara muhalefetle yaptığı ilk
müzakerelerden sonra vardığı, görüşmelerde ülkeyi seçime götürecek geçici bir
hükümetin kurulması düşüncesinin benemsendiği belirtiliyor. Haberlere göre,
görüşmeler sendikalar birliği UGTT’nin zorlamasıyla gerçekleşti. Hükümetle
muhalefet arasında aracılık yapan UGTT, bir hafta içinde yeni hükümetin
oluşturulmasını istedi. İlk müzakerelerde varılan anlaşmaya göre, Nahda
iktidarı seçim hükümetine devretmek için üç haftalık bir süre istedi. Nahda’nın
iktidarı devretme kararı vermesine yol açan olaylar, Şubat ayında muhalefet
liderlerinden Şükrü Bilayid’in Nahda’nın desteklediği Selefi teröristler
tarafından öldürülmesiyle başladı. Bilayid’in katilleri bulunmazken, Temmuz’da
da Halk Kurtuluş Cephesi lideri Muhammed İbrahimi yine aynı gruplarca evinin
önünde öldürüldü. Başta UGTT olmak üzere sendikalar ve kitle örgütleri, bu
cunayetlerden, Selefi grupları koruyan ve sokak gücü gibi kullanan Nahda’yı
sorumlu tuttu. Son olarak Nahda’nın yolsuzluklarını ve usulsüzlüklerini ortaya
çıkaran gazeteciler tutuklanınca, Tunus’ta genel grev ilan edildi.
http://www.aydinlikgazete.com/mansetler/25790-musluman-kardesler-tunusta-da-dustu.html
Suriye’de savaşan gruplara eğitim
verdiği bilinen SADAT, kontrgerilla dersleri için eğitmen arayışına girdi.
İnternet sitesinden eleman alımı duyurusu yapan SADAT; tahrip, pusu, sabotaj ve
tedhiş dersleri verecek emekli asker alacağını duyurdu.
İrtica faaliyetleri nedeniyle
ordudan atılan subayların oluşturduğu SADAT hedefini “Türk Silahlı
Kuvvetleri’nin yetişemediği İslam ülkelerinin ordularını yetiştirmek” olarak
açıklıyor. Bu hedef, kamuoyunda, “Arap Baharı’yla karışan ülkelerdeki
paramiliter grupların eğitileceği” şüphesini yaratmıştı. Personel alımlarıyla
ilgili konuştuğumuz subaylar, “Emekli bir Türk subayının gidip orada eğitim
vermesi sakıncalı. Türk ordusunun savaş yeteneklerini başka ülkelerin
askerlerine açıklamak ülke savunması açısından tehlike yaratıyor” dedi.
Paket AKP-PKK koalisyonunun
eseri. Perde gerisindeki patron ABD. BDP ve PKK yetkililerinin pakete itiraz
etmeleri de plan çerçevesinde. PKK ve BDP’nin itirazı özellikle AKP’yi
rahatlatan bir durum. AKP çevreleri PKK ve BDP’nin itirazlarından da son derece
memnun. PKK ve BDP’nin itirazları gündeme getirilerek, “Paketi Öcalan’la
Kandil’le hazırlasak itiraz ederler miydi” denilerek AKP tabanından gelen
tepkilerin önlenmesi hesaplanıyor. PKK da taleplerini yüksek tutarak
taraftarlarını kemikleştiriyor. AKP de PKK da kendilerine verilen rolleri
oynuyor.
İşte maddeler:
- Seçim sistemi: Yeni seçim
sisteminin nasıl olması gerektiği konusunda biz bir tek seçenek sunmuyor, 3
farklı alternatifi tartışmaya açıyoruz. Mevcut sistemle, yani yüzde 10
barajıyla devam edebiliriz. Barajı yüzde 5’e çekip, Daraltılmış Bölge Seçim Sistemini
uygulayabiliriz. Üçüncü seçenek olarak da, ülke barajını tamamen kaldırarak,
Dar Bölge Seçim Sistemini getirebiliriz... (PKK için en uygunu 2. seçenek.
Farklı seçenekler sunup PKK ile pazarlıkta kullanılacak.)
- Partilere hazine yardımı:
Siyasi Partiler Kanunu’nun Ek 1’inci maddesini değiştiriyor, devlet yardımı
için yüzde 7 olan mevcut oranı yüzde 3’e çekiyoruz. Yani seçime katılan siyasi
partilerden yüzde 3’ü aşan oranda oy alanlara da, Hazineden ayrılan toplam
kaynak içinden devlet yardımı yapılacak. (Seçim sisteminde 2. seçenek
uygulamaya geçerse PKK’ya hazine yardımı da gündemde.)
- Eş Genel Başkanlık: Seçim
Kanunu’nun 15’inci Maddesi’ne bir ek yapıyor, tüzüklerinde yer almak ve 2
kişiden fazla olmamak kaydıyla, partilere eş genel başkan sistemini uygulama
imkanı getiriyoruz. (BDP şu anda bu sistemi uyguluyor. BDP’nin yasa dışı durumu
yasal hale getiriliyor.)
- Siyasi partiye üyelik: Siyasi
Partiler Kanunu’nun 11’inci maddesinde yapacağımız değişiklikle, siyasi
partilere üye olmayı daraltan, kısıtlayan bazı engelleri ortadan kaldırıyoruz.
Seçim Kanunu hükümlerine göre, oy verme hakkına sahip olan herkesin siyasi
partilere de üye olabilmesinin önünü açıyoruz. Bu amaçla, 11’inci maddenin B
Bendindeki 6 kısıtlayıcı engeli ortadan kaldırıyoruz. (Bu değişiklikle
PKK’lıların siyasi partilere üye ve yönetici olmalarının önü açılıyor. Öcalan
affedilirse parti başkanı olabilecek.)
- Türkçe dışında siyasi
propaganda: Siyasi Partiler Kanunu’nda yapacağımız değişiklikle, farklı dil ve
lehçelerde siyasi propaganda imkanını getiriyoruz. 298 Sayılı Kanunu’nun ilgili
maddesini değiştirerek, siyasi parti ve adaylar tarafından yapılacak her türlü
propagandada Türkçe’nin yanında farklı dil ve lehçelerin de kullanılabilmesini
mümkün hale getiriyoruz. (BDP uzun süredir istiyordu)
- İbadet hakkının engellenmesi:
Nefret saikiyle işlenmesi durumunda, belirli suçların cezalarını daha da
artırıyoruz. Ayrımcılıkla daha etkin mücadele etmek için, ceza miktarlarını
artırıyoruz. Ayrımcılıkla mücadele ve eşitlik kurulu kuruyoruz. Yaşam tarzına
saygıyı, Türk Ceza Kanunu ile güvence altına alıyoruz. Türk Ceza Kanunu’nda
yapacağımız değişiklikle, dini inancın gereğinin yerine getirilmesinin
engellenmesini de ceza kapsamına alıyoruz. Dini ibadet ve ayinlerin, bireysel
olarak da yapılmasının engellenmesini aynı şekilde bu kapsama alıyoruz. “Cebir
veya tehdit kullanarak, ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, bir kimsenin
inanç, düşünce veya kanaatlerinden kaynaklanan yaşam tarzına ilişkin
tercihlerine müdahale edenlere, ya da bunları değiştirmeye zorlayanlara, 1
yıldan 3 yıla kadar hapis cezası getiriyoruz.
- Kürtçe harfler alfabeye: Türk
Ceza Kanunu’nda, belirli harflerin kullanılmasından dolayı var olan cezai
müeyyideyi kaldırıyoruz. Böylece fiilen de uygulama alanı kalmayan ihlalleri
ceza kanunumuzdan çıkarıyor, bir nevi klavyelere özgürlük getiriyoruz. (PKK’nın
talepleri arasında yer alıyor.)
Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad,
hükümetinin silahı bırakmayan muhalefetle Cenevre2 çerçevesinde müzakere yapmak
niyetinde olmadığını açıkladı.
Esad, İtalyan televizyonu
RaiNews24'e demeç verdi. "Görevimi bırakmak Suriye'deki durumu
iyileştirecek olsaydı, bir an bile tereddüt etmezdim" diyen Esad, Suriye
halkının çoğunluğu istemedikçe kriz zamanlarında ülkesini terk etmeyeceğini
söyledi. Esad, "Fırtınanın ortasında görevini bırakıp ülkeni terk
etmezsin. Görevim gemiyi terk etmek yerine ülkemi fırtınadan kurtarıp karaya
ulaştırmaktır" diye ekledi.
Hükümetinin siyasi bir programı,
vizyonu olan muhaliflerle her türlü müzakereye açık olduğunu belirten Esad,
sözlerini şöyle sürdürdü:
"Eli silahlı olan kişilere
muhalif değil terörist denir. Dolayısıyla, muhalefetteki tüm partilerle
görüşebiliriz. Militanlara gelince, onlar da silahlarını bırakırsa onlarla
görüşmeye de hazırız. Ancak El Kaide veya onunla bağlantılı olanlarla
konuşamayız. Suriye'ye dış müdahale isteyenlerle konuşamayız."
Esad, Suriye hükümetinin
Cenevre-2 konferansına katılımının kimlerle ve hangi düzeyde olacağını
konferansın "bağlam ve kriterleri" belli olduktan sonra
kararlaştırılacağını ifade etti. Kasım ayında düzenlenmesi beklenen konferansın
çerçevesinin henüz belli olmadığını ekledi.
Kimyasal konusu
Şam'ın kimyasal silahları imha
etme kararını Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararı yüzünden değil
kendi isteğiyle aldığını vurguladı. Şam yönetiminin, Güvenlik Konseyi'nin
kararına tamamen uyacağını yineleyen Esad, kararın Suriye'nin görüşleriyle
örtüştüğünü söyledi. Esad, "Uluslararası Kimyasal Silahları Yasaklama
Anlaşması'na Güvenlik Konseyi kararından önce katıldık" ifadesini
kullandı.
Esad, kimyasal silahların imhası
konusunda hükümet güçlerinin Birleşmiş Milletler ekibine elinden geldiğince
yardımcı olacağını ancak "terörist grupların" buna engel olabileceği
uyarısını bir kez daha yineledi.
21 Ağustos'ta Doğu Guta'da
düzenlenen kimyasal saldırının hükümet güçleri tarafından gerçekeltirildiği
suçlamalarına Esad şöyle yanıt verdi:
"Mantıklı ve gerçekçi olarak
bakıldığında, ordu ilerleme sağlarken neden böyle bir şeye başvursun ki?
Birbirinden farklı bölgelerde çok zor durumlarda kalınmasına rağmen iki buçuk
yıl boyunca kullanılmadı. Şam'dan çok diğer yerlerde çok daha fazla terörist
var. Neden o zaman kullanmadık? Neden sadece burada kullanıldı?"
BU DAHA BAŞLANGIÇ: ANA DİLDE
EĞİTİM SERBEST, ANDIMIZ YASAK
Başbakan Erdoğan’ın günlerdir
reklamını yaptığı paketten Cumhuriyet düşmanlığı ve PKK’nın talepleri çıktı.
Konuşmasının büyük bölümünü halkı ikna etmeye ayıran Erdoğan bunun başlangıç
olduğunu belirterek yeni paketler açmaya devam edeceklerini söyledi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan
günlerdir reklamını yaptığı paketi açıkladı. Paketten Cumhuriyet düşmanlığı ve
PKK’nın talepleri çıktı. Erdoğan bunun daha başlangıç olduğunu belirterek yeni
paketleri açmaya devam edeceklerini söyledi.
Erdoğan adına “demokrasi paketi”
dediği paketi açıklarken, değişimin önündeki engel olarak 27 Mayıs’ı göstermesi
dikkat çekti. Erdoğan’ın konuşmasının büyük bölümünü paketle ilgili olarak
halkı ikna etmeye ayırması, “Erdoğan sıkışmış durumda, seçim öncesinde paket
ters tepmesin diye çabaladı” şeklinde değerlendirildi.
Önemli bölümü PKK’nın talebi
Pakette yer alan maddelerin
önemli bölümünü PKK’nın talepleri oluşturuyor. İmralı, Kandil ve Kamu Düzeni ve
Güvenliği Müsteşarlığı’nda BDP’lilerle yapılan toplantılarda varılan anlaşma
çerçevesinde hazırlandığı görülüyor. Başbakan Erdoğan’ın konuşmasında Kamu
Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı’na isim vererek teşekkür etmesi de bunu
doğruluyor.
Cumhuriyete savaş ilanı
Bu arada Erdoğan “paketin
arkasının geleceğini” ısrarla tekrarladı. Bu da PKK’ya “merak etmeyin arkası
gelecek” mesajı olarak değerlendiriliyor.
Açıklanan pakette “Cumhuriyete
savaş ilanı” anlamında maddeler de bulunuyor. Kamuda türban, dini ayinlerin
yasaklanmasının kaldırılması, tarikatların yardım toplamasının önündeki
engellerin temizlenmesi bu kapsamda değerlendirilen maddelerden.
“Türküm, doğruyum...” diye
başlayan ve “Varlığım Türk varlığına armağan olsun. Ne mutlu Türküm diyene”
diye biten “Andımız” ın kaldırılması ve anadilde eğitimin önünün açılması,
alfabeye yeni harfler ilave edilmesi de aynı kapsamda yapılması planlanan
düzenlemeler





