İstanbul Şişli Belediye Başkanı
Mustafa Sarıgül, cemaatlere yakın olduğunu söyledi.
CNN Türk televizyonuna konuşan
Sarıgül, cemaatlerle yakın ilişkisini anlattı. Cemaatlere her türlü desteği
verdiğini belirten Sarıgül, "Cemaatteki yurttaşlarımızın büyük bölümünün
ben oylarını aldım, hepsinden Allah'ım yüz bin defa razı olsun"
"İnsanlar orada yürürken elektrikler
gelmiş olsaydı yolcular elektrik akımın kapılıp ölmüş olurdu."
17.Hükümetin "asrın
projesi" olarak pazarladığı ve uzmanların tüm itirazlarına rağmen
alelacele açılan Marmaray'da ilk günde 3 arıza birden yaşandı, seferler 3 kez
durdu. Projede çalışan mühendisler olası bir facianın eşiğinden dönüldüğünü
söyledi.
BirGün gazetesinden Rüya
Yüksel'in haberine göre AKP hükümetinin açılışını şova dönüştürdüğü Marmaray'da
dün üç arıza birden yaşandı. TMMOB'un, proje mühendislerinin ve uzmanların
"felaket olur" uyarılarına rağmen önceki gün açılışı yapılan Marmaray'da
ilk olarak sabah saatlerinde elektrik kesildi. Seferler durunca yolcular
vagondan inerek yürümek zorunda kaldı. Öğle saatlerinde kapı arızası nedeniyle
seferler durduruldu, daha sonra ise açıklanmayan bir neden dolayısıyla aracın
bir süre Sirkeci'de durmayacağı anonsu yapıldı.
Elektrik kesintisi yetkililer
tarafından basit bir arıza olarak geçiştirilmeye çalışılsa da BirGün'e konuşan
projede çalışan mühendisler aksini söyledi.
'ELEKTRİK TRAFODAN ALINMA'
Projede 8 yıl boyunca çalışan ve
Marmaray'ın bu haliyle açılmasının felakete davetiye çıkaracağı uyarısında
bulunan sinyalizasyon ve haberleşme sistemleri uzman baş mühendisliğinden
emekli yüksek mühendis Rıza Behçet Akcan taşıtın elektriği yüksek gerilimden
değil şehir şebekesinden alındığını söyledi. Projede çalışan bir mühendis ise
"İnsanlar orada yürürken elektrikler gelmiş olsaydı yolcular elektrik
akımın kapılıp ölmüş olurdu. Büyük bir facianın eşiğinden dönülmüş" dedi.
UYARILARIMIZ BUNLAR İÇİNDİ
Emekli baş mühendis Akcan
kendisinin haftalardır yaptığı uyarılarda işaret ettiği 15 sorundan birinin,
daha ilk gün yaşandığını belirtti. "Proje bitmeden işletmeye açmanın ne
demek olduğu görülüyor şimdi. Uyarılarımız hep bunlar içindi" diyen Akcan,
"Marmaray'ın elektrik enerjisi sistemi Türkiye'yi bir ağ gibi saran 380
bin ya da 154 bin voltluk indirici trafo merkezlerinden alınır. Bu merkezlerin
birisi Gebze-Pendik arasında, bir tanesi Haydarpaşa, biri Yedikule biri de
Çerkezköy hattı üzerindedir. Marmaray'ın buralardan enerji almadan açıldı"
dedi.
'MÜHENDİSLİĞE İHANETTİR'
"380 bin veya 154 bin beş
yüz voltluk her iki sistem de Türkiye'nin iki ayrı enerji besleme ring
sistemidir. Biri 154 bin, diğeri 380 bin olmak üzere Türkiye'yi çepeçevre
dolaşır. Bunlardan enerji almak için de trafolardan istediğiniz gerilim
değerine düşürüp almanız gerekir. Bu enerji sistemlerinden beslenmediğiniz
takdirde de elektrik temin edilebilir ama böyle arızalar olur" diyen Akcan
sözlerini şöyle sürdürdü: "İstanbul'un içinde dolaşan ve İstanbul'a enerji
temin eden orta gerilim enerji şebekesi 34 bin beş yüz voltluktur. Bu her
sokağa yakın yerlerden geçer, her mahallede bir veya iki tane trafo merkezleri
bulunur. Buralardan evlere enerji temin edilir. Marmaray 25 bin volt kullanır. 34
bin beş yüz voltluk herhangi bir şebekeden kabloyla alınır. Geçici ve özel
olarak yaptırılmış transformatörle 34 bin beş yüz volt 25 bin volta indirilir.
Bu indirilmiş gerilim Marmaray sistemine verilir. Böyle bir enerji besleme
sistemi ile böyle bir demiryolu, kitle ulaşım sistemi çalıştırılamaz. Bu büyük
bir hatadır. Mühendisliğe ihanettir. Arkadaşlarım nasıl razı oluyorlar
bilemiyorum. Uyarılarım tek tek çıkmaya başladı."
'FACİADAN DÖNÜLDÜ'
Marmaray'da çalışan bir mühendis
ise BirGün'e yaptığı açıklamada "Sabahki elektrik kesintisi sırasında
insanların yürüdüğü yere hatta elektrik varken yüksek voltajlı elektrikten
dolayı bizi sokmuyorlardı. İnsanlar orada yürürken elektrikler gelmiş olsaydı
insanlar elektrik akımın kapılıp ölmüş olurdu. Büyük bir facianın eşiğinden
dönülmüş" dedi. Test mühendisi şunları kaydetti: "Bu arıza bize acil
durum senaryolarının da işlevsiz kaldığını gösteriyor. Tüm İstanbul'da
elektrikler kesilse bile elektriği sağlayacak sistem o testi geçememiş demek
ki. Elektrikleri kesildiği zaman yangın çıkmış olsaydı da acil durum
senaryolarının işlevsiz kalacağını gösteriyor bu arıza."
MERAKLI YOLCULAR YÜZÜNDENMİŞ!
Seferler 'meraklı yolcular'
yüzünden durmuş! Türkiye Cumhuriyet Devlet Demiryolları'ndan yapılan açıklamada
seferlerin durmasının nedeni aşırı yoğunluk ve meraklı yolcuların 'acil durum
butonuna' basmasından kaynaklandığı belirtildi.
BAŞBAKAN: YAHU KOLU ÇEKMEYİN
İzmir İl Başkanlığı toplantısında
konuşan Başbakan Erdoğan arızalara ilişkin "Birileri yine aynı şekilde
daha ilk günden, bakıyorsunuz oradaki hassas çekilmemesi gereken, biliyorsunuz
imdat şeyleri var. Yahu onu çekiyor, tabi orada ister istemez maalesef
Marmaray'da bir sıkıntı meydana geliyor" dedi.
BAKAN YILDIRIM: HEMEN TWEET
İktisat Kongresi için İzmir'de
bulunan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım ise
Marmaray'da yaşanan sorunla ilgili "Elektrik kesilmesi Marmaray'ın elinde
mi? Sefer aksaması yok, mağduriyet yok. Şehir şebekesinden kaynaklanan elektrik
kesilmesi yaşandı" yorumunda bulundu.
Bakan Binali Yıldırım "
Sosyal medya da iyice dedikodu medyası oldu. Marmaray ile elektriğin ne ilgisi
var bu kentte yaşanan durum" dedi.
CHP'DEN SORU ÖNERGESİ
CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut
Oran, Erdoğan'a, '"Marmaray'ı güvenli kılıp, teknik ve güvenlik
eksiklerini tamamlanıncaya kadar seferlerin durdurulması talimatı verecek
misiniz? Sirkeci istasyonu bitmediği için mi Marmaray'ın burada durmadığı
duyumu doğru mudur?" diye sordu.
http://www.gercekgundem.com/istanbul/1737/marmarayda-facianin-esiginden-donuldu
Fotoğraftaki AKP milletvekili
Nurcan Dalbudak...
Örtündü. Fotoğraf çektirip
medyaya verdi.
Olabilir...
İslam dininde zorlama
yoktur.İsteyen kapanır,isteyen açılır.
Ki İslam'ın "başını
örtün" dediği ya da demediği hala bir tartışma konusudur.
Fakat..
Bugün konumuz bu değil.
Eğer siz kutsal kitabın
"başınızı örtün" dediğine inanıyorsanız, bu eylemin neden yaptığınızı
da da biliyorsunuz demektir.
Saçı örtmenin ve kapanmanın tek
mantığı, erkeklerin kadınlara kötü gözle veya arzulayarak bakmasını
engellemektir. Nokta.
Peki...
Siz o başörtüsüne binbir model
verip makyaj yapıp güzelleştirirseniz bunun örtünme amacınızla ne ilgisi
oluyor? Hiç!
Çünkü sizin İslam'ı yorumlamanıza
göre, başını örtmek demek benim namusuma mahremime kimse bakmasın demektir.
Eee...
Şimdi sormamız gerekmiyor mu,
Sayın AKP milletvekili Dalbudak;
Ne o makyaj?
Cildin tamamına sürülen fondoten?
Dudaklardaki ruj?
Kaşların incecik alınması?
Allık sürmeler?
Göz kalemi?
Göze sürülen o yeşil renkli far?
Kirpiklerinizdeki rimel?
Ya burun ameliyatı?..
Ne oldu şimdi?
Türbana mı girmiş oldunuz?
AKP'nin bazı kadın
milletvekilleri türbana mı girdi oluyor?
Sözün özü:
Ya neden örtündüğünüzü
bilmiyorsunuz.
Ya da halkın dini inançlarını
sömürmek için siyaseten örtünüyorsunuz.
Hadi çok açık etmeyiniz;
Odatv'deki bu yazıyı okuyup yüzünüzdeki makyajı silip gidin TBMM genel
kuruluna...
Fransız basınına açıklamada
bulunan Suriyeli militanlar, Arap ülkeleri tarafından temin edilen gelişmiş
silahları Türkiye üzerinden teslim aldıklarını söyledi.
YDH'nin El Alem'den aldığı habere
göre, Fransız Le Figaro gazetesinden Georges Malbrunot’a açıklamada bulunan
Suriyeli silahlı grup üyeleri, paraları Suudi Arabistan ve bazı diğer Arap
ülkeleri tarafından ödenen silahların kendilerine CIA’in gözetiminde Türkiye’de
teslim edildiğini söyledi.
Suriyeli bir muhalif, Georges
Malbrunot’a silah almak için 40 kişilik bir heyetle Türkiye’ye gittiklerini
belirterek aralarında RPG-9 gibi gelişmiş tanksavar roketleri aldıklarını
söyledi.
Silahların Suudi Arabistan’dan
uçaklarla Adana’ya getirildiğini belirten Suriyeli militan, “Biz Suriye’de
saldıracağımız hedeflerle ilgili olarak Türkiye ile istişare ediyoruz. Şu anda
Suriye dışında askeri müşavir olarak temsilcilerimiz var” dedi.
Lübnan’da yayımlanan el-Cumhuriye
gazetesi tarafından da yayımlanan haberde Georges Malbrunot silah
kaçakçılığının tamamen gizli şekilde yapıldığını belirtilerek Müslüman
Kardeşlere bağlı silahlı grupların silah temini konusunda özel kanallara sahip
olduğunu ve sahada belirleyici olabilmek için de aldıkları silahları yalnızca kendi
taraftarlarına verdiklerini yazdı.
Daha önce bu konuda New York
Times gazetesinde yayımlanan haberlere de işaret eden Georges Malbrunot,
silahları teslim alan kişilerin CIA görevlileriyle koordinasyon içinde
bulunduğunu ve daha önce Suriyeli muhalif grupların silahlandırılmasına
kuşkuyla bakan Batılı ülkelerin artık bu silahların kullanılmasına öncelik
verdiğini ifade etti.
Georges Malbrunot, Batılıların
söz konusu silahları Suriye ordusundan ayrılanların oluşturduğu Özgür Suriye
Ordusu adlı silahlı gruba verdiklerini bildirdi.
Aslında...
Bugün için artık sıradan görünen
bu tür bilgiler yarın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın başını çok ağrıtacak
gibi görünüyor. Kurulacak uluslarası mahkemede savaş suçlusu olarak
yargılanabilir.
Bu haberler gösteriyor ki, sanki
birileri bunun belgelerini topluyor gibi.
“Cihatçı” unsurların Suriye’ye
sızması konusunda Batı’da Türkiye’yi suçlayanlar artarken İngiliz Telegraph
gazetesi, cihatçıların Türkiye üzerinden Suriye’ye aktığı, “yüzlerce cihatçının
Türkiye’de güvenli evlerde tutulduğu” iddialarında bulundu. “El Kaide’nin Türk
topraklarını kullanma kabiliyeti, NATO üyesi bir ülkenin Suriye’de iç savaşta
oynadığı role ilişkin soru işaretleri yaratacak” savının da öne sürüldüğü
haberde Türk yetkililerinin ise suçlamaları kesin bir dille reddettikleri, Türk
polisinin de El Kaide’nin “güvenli evler”ini kapatmaya çalıştığı da yazıldı.
Telegraph gazetesi, “bazı
gönüllülerin ifadeleri”ne de dayanarak “Türkiye’de gizlenme yerleri,
Suriye’deki iç savaşa katılmak üzere Britanyalılar dahil yabancı savaşçıların
sürekli akımına olanak sağlıyor” sözlerini kullandığı Antakya kaynaklı
haberinde Suriye’deki cihatçıların Batı tarafından desteklenen, isyancı Özgür
Suriye Ordusu’nun “ılımlı” kanadından üstün çıktığı” belirtiliyor.
"TÜRKİYE KONTROLÜ MÜ
KAYBETTİ, GÖZ MÜ YUMUYOR?"
Haberde Türkiye’nin tutumuna
ilişkin olarak da "Türkiye, baştan beri isyancılara destek verdi ve
hükümetinin Batı’nın El Kaide’ye ilişkin kaygılarını paylaştığı varsayılıyordu.
Ancak uzmanlar, Türk otoritelerinin ya El Kaide’ye yeni unsurlar sağlayan hareketin
kontrolünü kaybettiğini, yada da göz yumduğu korkularının arttığını
söylüyorlar.”
Gazete, ismi Abu Abdülrahman
olduğu ve Türkiye’de yabancı gönüllerini kabul merkezleri ağını yönettiği
belirtilen bir Ürdünlü’nün “her gün farklı uyruklardan gelen mücahitler var”
dediğini aktardıktan sonra söz konusu “güvenli evler”in genellikle Türkiye’nin
Suriye sınırı boyunca sahte isim ile kiralanan dairelerde oluşturulduğunu
savundu.
Suriye’de halen 10 bin kadar
yabancı savaşçının olabileceği, yabancı cihatçıların sayısının arttığı
yönündeki iddiaların da yansıtıldığı haberde analistlere atfen “Suriye’ye giren
yabancı savaşçıların sınırın Türkiye tarafında bir “diken haline geldiği,
sınıra yakın kent ve köylerin fiili kontrolünü ele aldığı” da öne sürülüyor.
TÜRK YETKİLİLELERİ REDDEDİYOR:
“AŞIRI UNSURLARA HOŞGÖRÜ YOK”
Telegraph, haberinde bu tür
iddialara Türkiye’nin tepkisine de yer verdi. Gazeteye göre, Türk
yetkililerinin cihatçıların kontrolü ele geçirdikleri savlarını kesin bir dille
reddettiklerini belirtirken bir Türk yetkilisinin “Bu konuda hiçbir zaman
yumuşak olmadık. Topraklarımızda aşırı unsurların, teröristlerin varlığına
hoşgörü göstermeyiz” dediğini de anlattı.
“BİZE BİLGİ VERİLMEZSE ONLARI
NASIL DURDURACAĞIZ?”
Yabancı ülkelerden, Suriye’ye
seyahat etmek isteyen vatandaşlar üzerindeki denetimlerini sıkılaştırmasını
istediklerini kaydeden yetkili şunları söyledi:
“Bu kişilerin, El Kaide üyesi,
bir terör örgütünden oldukları yönünde bilgiler bize verilmezse onların geçerli
bir pasaport ile seyahat etmelerini önlemek için ne gibi hukuki temeller olur?”
“İSTİHBARAT ALINDIĞINDA TÜRK
POLİSİ BASKIN DÜZENLİYOR”
Telegraph, “Türk polisi, El
Kaide’nin varlığına ilişkin istihbarat alındığında baskınlar düzenleyerek El
Kaide’nin güvenli evlerini kapatmaya çalışıyor. Ve Türk otoriteleri, sınır
kontrollerinin kalitesini artırmaya başladı” dedi.
Buna karşın sınırın uzunluğuna ve
şüphelilerin El Kaideci bir örgüt üyesi olduklarını kanıtlama zorluğuna da
dikkat çekildiği haber şöyle noktalanıyor:
“Antakya’nın araba ile üç saat
uzaklığındaki sınır kenti Kilis’te cihatçılar, otellerin lobilerinde kahve içip
arkadaşlarına yavaşça bir şeyler mırıldamak için yeterince rahat hissediyorlar.
Bu hafta Telegraph, bu otellerden birinde ISIL (Irak ve Levant İslam Devleti)
üyesi biriyle konuştu. İsmi söylemek istemeyen cihatçı, göz kırparak Türkiye
isteyerek veya istemeyerek ‘bize çok iyi davrandı’ dedi.”










