Önce bir tespit:
Fehmi Koru'nun Pensilvanya'ya gidişinde Tayyip Erdoğan'ın bilgisi ve hatta onayı var.
Bilgisi var, gitmeden Fehmi ile görüştü... Onayı var, döner dönmez Koru ile yine buluştu.
Zaten tersi olsa Fehmi Koru'nun seyahat gerekçesi oluşmazdı.
Cumhurbaşkanının müdahil olması ise bu kavganın kendine zarar verme endişesi ve de Erdoğan'ı pazarlığa zorlamak içindi.
Abdullah Gül, Tayyip mi Fethullah Gülen mi tercihi arasında kalmaktan
korkuyor zira böyle bir şeyin siyasi geleceğini karartacağına inanıyor.
Gül'e göre en iyi pozisyon ikisinin arasında kalıp görev süresinin
sonunda yeni bir postun önünü açık tutmak... Bir başka boyut Gül fırsat
bu fırsat deyip kavganın bitirilmesi karşılığında kendisinin AKP'nin
başına geçirilmesini dolaylı olarak talep ediyor.
Sonuç mu?.
Cemaatten uzlaşma adına nedamet ve somut geri adım mesajını bekleyen
Tayyip Erdoğan hayal kırıklığına uğradı zira mektup okunduğunda
görüleceği gibi ateşkes yok, tersine Gülen'den sitem ve talepler var...
Buradan bakınca Erdoğan'da sadece kızgınlık yok, panik aynen devam
ediyor.. Zaten öyle olmasaydı Fehmi Koru'nun aracı sıfatı ile
Pensilvanya'ya gitmesine sıcak bakmazdı.
Erdoğan'ın mektubu ifşa etme sebebi ise cemaate ipleri attım mesajını
verip iyice korkutmak ve kamuoyuna cemaat barışmak istedi ama ben
reddettim deyip psikolojik üstünlük sağlamak.
Peki bundan sonra ne mi olur?
Ne Tayyip ne Gülen aman ilkeli olalım diye bir çabanın içinde
olmazlar ve pekala frene basabilirler... Frene basılması ise seçimler
öncesi yeni dosya korkuları içinde olan Erdoğan'ı rahatlatır... Ancak
cemaat macunun tüpten çıktığını görüyor ve Erdoğan'ın seçimden sonra
kendi defterini düreceğini biliyor. Dolayısı ile uzlaşma çok zor
görünüyor.
Cemaatın tek şartı Abdullah Gül'ün Tayyip Bey sonrası Başbakan
olmasıdır zira başka türlü gelinen noktadan sonra kendini güvende
hissetmez. Erdoğan ise hem Gül'e hem de cemaate güvenmediğinden bu
formüle çok çok mecbur kalmadıkça evet demez... Abdullah Gül ise
Exeter'li yoldaşı Fehmi ile post pardon Başbakanlık çıkarmanın
peşinde...
Gül bunları niye yapmadı?
Tablo ortada Türkiye'de devlet çökmüş, Anayasa ayaklar altındadır.
Polis savcıyı, sanık ise mahkemeyi tanımıyor.
Genelkurmay Başkanının ifade vermek için gittiği mahkemeye Bilal Erdoğan gitmiyor ve kimse de götüremiyor.
Afrikanın kabile devletlerinde bile görülmeyen bu devlet kaosuna
müdahale etmesi gereken konumu itibarı ile Cumhurbaşkanı ama o hiç oralı
değil.
Herkese bir parmak bal, Nasrettin Hoca misali sen de haklısın, sen de diyor.
Peki ne mi yapabilir?
Liderleri ve bütün Yargı Kurum Başkanlarını Köşke çağırabilir.
Konumu gereği gür bir sesle herkesi Anayasa çizgisine davet edip kaosun sorumlularını millete şikayet edebilir.
Yani hal-tavır ve sahiplenmesi ile bütün millete işte Cumhurbaşkanı böyle olur dedirtebilirdi ama yapmadı... Peki niye mi?
Öncelikli derdi post da onun için!
Malum Gül'ün görev süresi bitiyor. Dolayısı ile türlü hesapları var.
Bundan ötürü ne Erdoğan'ı ne Hocaefendiyi karşısına alabiliyor?
Baykal neyin peşinde?
Deniz Baykal'ın ne yapmak istediği anlaşılamadı.
En deneyimli parlamenter sıfatı ile yargı ve yürütme erkleri
arasındaki yangını söndürmeye mi talip yoksa Ergenekon ile Balyoz'da
yeniden yargılama zemininin oluşması için mi çabalıyor anlaşılamadı.
Birincisi ise bu görev konum itibarı ile Deniz Bey'in boyunu aşar. Öyle ya sonuçta muhalefetin bir milletvekilisiniz.
Yok hadise Ergenekon ile Balyoz olayı ise yine pozisyonu itibarı bu
görev öncelik olarak Barolar Birliğine düşer ki onlar da zaten harekete
geçmiş durumda.
Peki o zaman Sayın Baykal'ın yaptığı ne?
Muhtemeldir ki Kahtı rical yani devlet adamı kıtlığında sorumluluk
alıp kaosa giren ülkeye omuz vermek istedi ancak görüldüğü gibi ne Gül
ne de Tayyip Erdoğan en azından şu ana kadar bu teşebbüse karşılık
vermediler.
Deniz Bey'in bu girişimine saygı duyuyoruz lakin aynı hassasiyeti
ülke göz göre göre savrulurken göstermeli yani net ve gür şekilde
muhalefet yapmalı ki ben 7-8 ay oldu Baykal'ın Tayyip'i ya da Cemaati
doğru düzgün eleştirdiğine tanık olmadım.....
Ergenekon ve Balyoz'a karşı HSYK olur!
Tayyip Erdoğan muhtemeldir ki Ergenekon ve Balyoz tahliyelerine
karşılık olarak HSYK'nın yeniden teşekkülünü isteyecek ki malum bunun
için Anayasa değişikliği gerekiyor.
Eğer böyle bir talep gelirse buna omuz vermek vatanseverliğin
gereğidir. Yok tersi yapılır ise bu açık bir ihanet olur... Dolayısı ile
ne CHP ne de MHP bundan kaçamaz.
Öyle çünkü Ergenekon ile Balyoz esirleri bir saat daha fazla içerde bırakılamazlar.
Dahası, HSYK'nın değişmesi F tipi örgütü yargıdan tasfiye adına olmazsa olmazdır.
Bu şekilde bir taşla iki kuş vurulacak.
Hayır böyle bir şey AKP ile yapılan mücadeleyi olumsuz etkilemez zira AKP'nin yargıda cemaatçılardan başka adamı yok.
Burada hassas nokta Tayyip ile Cemeaatin böyle bir ihtimal belirdiğinde son anda yine kolkola girme olasılığıdır.
Tayyip'in lafına güvenmeksizin yazılı bir taahhütname alınmalıdır.
http://www.aydinlikgazete.com/mansetler/31248--sabahattin-onkibar-yazdi-iste-fehmi-korunun-pensilvanya-seferinin-gercek-nedeni.html
Sabahattin Önkibar yazdı: İşte Fehmi Koru'nun Pensilvanya seferinin gerçek nedeni?
Bizler; ABD ve AB’ Ülkelerinde eğitim gören, aynı zamanda ATATÜRK İlke ve İnkılaplarına bağlı, Ülkesini, Vatanını ve Milletini seven, Siyasi Parti olarakta CHP’ye yakın SOL eğilimli Türkiye’li Üniversite öğrencileriyiz. inceayarsiyaset.blogspot.com siz değerli arkadaşlarımızın faydalanması için açılmıştır. Amacımız; Türkiye’de izlenilen siyasetleri özellikle de İktidar partisinin yanlış siyasetlerini yakından takip edip mercek altına alarak siz değerli okuyucularımızla paylaşmaktır.
Powered by Blogger.
0 comments
Write Down Your Responses